Hatice Arun

Hatice Arun
@Arunhatice
10 okur puanı
Eylül 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Şükrü Erbaş kalemi ile tanışmayı heyecanla beklediğim yazarlardan biriydi. Bu heyecan bana başlangıç için yanlış kitap seçtirmiş sanırım. Kitap okumaya uzun bir süre ara verdiğim ve tekrar bu alışkanlığı kazanmaya çalıştığım günlerde düz yazılardan oluşan bir kitap seçmek yanlış bir karardı. Şükrü Erbaş şiirlerini okuduğum, dinlediğim, ezbere bildiğim bir yazar. Bu tanışıklığı bir tık daha ilerletip kitapları ile de tanışmak istedim. İnsanın Acısını İnsan Alır İnsanın Acısını İnsan Alır yazarın daha önce yazdığı yazıların toplandığı bir kitap. Yazıldığı dönemin çalkantılı siyasi hayatından da etkilenmiş yazılar. Yaşanan olaylar Şükrü Erbaş tarafından eleştirilmiş ama bu okuru rahatsız etmeyecek seviyede tutulmuş. Hatta bence Şükrü Erbaş'ın toplumumuzun yaşadığı sorunlara susmayıp konu üzerine yazılar yazması takdir edilecek bir davranış. Ayrıca kendisinin gözlem yeteneğinin de çok iyi olduğunu düşünüyorum. Günlük hayatta hepimizin çok sık yaşadığı olayları fark edip tam da bizim gibi yorumlamış. Bu beni Şükrü Erbaş'a karşı daha yakın hissettirdi. Okurken altını çizdiğim satırlarda o da benim gibi hissetmiş, o da benim gibi düşünmüş dedim. Yani Şükrü Erbaş içimizden biri. Yaralarımızı farkında ve satırları tamda o yaralara merhem oluyor. İnsan ilişkilerine, aşka, sevgiye,hayata, umuda dair çok güzel tespitler yapmış. Kitaptaki birçok yazıda kadınlara dair kısımlarda var. Coğrafyamızın acılı kadınlarına dair etkileyici satırlar... Onları unutmaması, onlar için dertlenip birşeyler yazması beni çok mutlu etti.(
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814bin okunma
Reklam
Puan vermedi·140 syf.··
2023 4. kitabı
Zülfü Livaneli'nin söyleşisinde yer alan bir cümle. Onun eser hakkında söyleşisi ile son buluyor Balıkçı ve Oğlu. 21. yüzyıl düşünüldüğünde "insanlığın can çekişmesi" tabiri çok da haksız sayılmaz aslında. Nereden başlasam bilemedim incelememe. O kadar hassas konulara değinilmiş ki eserde. Gündemi yakından takip ettiğini ve sorunlara duyarsız kalmadığını göstermek istemiş yazar. Bunlardan ilki "mültecilik". Eserin başkahramanlarında mültecilik kavramına rastlıyoruz. Eser devam ederken eklenen kahramanlar da mültecilik kavramını devam ettiriyor. Ülkemize son yıllarda gerek Suriyeli gerek Afgan mülteciler geliyor. Yazar onların çektiği sıkıntıları, hayat mücadelelerini anne Zilha ve oğlu Samir aracılığıyla göstermiş. Hani hatırlar mısınız, sahile Aylan bebek vurmuştu? Onun hikayesine o kadar benziyor ki Samir bebeğin öyküsü. Hatta yazar onun ismini de geçirerek gerçekleri anlattığını okura adeta bildirmiş. "Gümüşlük sahiline vuran, herkesin yüreğinin burkulduğu Aylan bebeği anlatacaktı." (s. 33) Ele alınan bir diğer hassas konu "annelik". Buna ebeveynlik demek daha doğru olur aslında. Çünkü evladını kaybeden bir anne ile babanın evlat özlemi hacimsiz ama derinden ele alınmış. Evladını kaybetmenin acısını yalnızca o duyguyu yaşayanlar bilebilir diye düşünüyorum. O boşluğun dolmayacağını bilerek yaşamanın ne demek olduğunu... Ya da doldurma çabalarını... Rabbim kimseye o acıyı yaşatmasın diyebiliyor okur yalnızca. Gündemden bir diğer konu da balık çiftliklerinin denize, balıklara verdikleri zararlar. Onların varlığının nelere yol açtığını ustaca romana yerleştirmeyi başarmış yazar: "Konu sen değilsin ama sen de sözü edilmesi gereken bir yarasın." Ve son zamanlarda gerek insanlara gerek deniz canlılarına zarar veren balon balığı istilası. "Bu insanlar balon
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
Puan vermedi·536 syf.··
2023 3. kitabı
Nazan Bekiroğlu‘nun üslubuna hayran olanlardan biriyseniz bu roman da diğerleri gibi akıcı, sürükleyici ve bir o kadar da ilgi çekici. Nazan Bekiroğlu’nun ele aldığı konulardan ziyade üslubu her zaman benim ilgimi daha çok çekmiştir. Edebi birikimini -denemelerini bunun dışında tutmadan söyleyecek olursak- romanlarına bu kadar güzel yediren nadir şahsiyetlerden bence. Romanda olaylar Trabzon – Tebriz – Tiflis – Batum – Bakü – İstanbul hattında geçiyor. Settarhan ile Zehra’nın hikayesinden geriye dönüşle; Settarhan, Zehra, Azam, Sofya, İsmail, Büyükhanım, Hacıbey, Azam, Mirza Han, Piruz, Celil Hikmet ve biraz daha geri planda kalan birçok karakterle oluşturulan, aşkı, acıyı, savaşı, ihtilali, kötülüğü, dönemin gerçeklerini anlatan bir eser.
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Puan vermedi·74 syf.··
2023 2. kitabı
Eğer Stefan Zweig'in eşiyle birlikte intihar ederek hayatına son verdiğini bilerek kitaplarını okuyorsanız, bir süre sonra neden intihar ettiğini sorgulamaya başlarsınız. Ve bu kitapta daha çok sorgulayacaksınız. İnsanlar en çokta en sadık oldukları yerden, varını yoğunu ortaya koydukları, bütün çabasını sarfettikleri ve o ölümden de öte bağlılıkların bulunduğu en vefalı oldukları noktadan vurulunca yaşamak bile zor geliyor. Bu sadece aşk değil, vatana, sevgiye, merhamete, sadakate, sadece tek bir güzel harekete, bir bakışa ve bir gülüşe, ailesine, arkadaşlarına herhangi bir şeye kendini adamışlıktan yana darbe yediği zaman yaşam bile zor geliyor, ölüm daha yakın geliyor. Bu hikayeleri anlatmak belki de yaşamaktan daha zor ki bir hikaye değil birçok hikaye sadece okurken bile yaşatıyorsa, yazarken ne tür bir psikolojide olduğunu bile anlamıyorsunuz. Ki Stefan Zweig belki de yazdığı bu hikayeler neticesinde bu tür hayatlar varken kendine yaşamayı bile hak etmediğni düşündürmüş olabilir. Ya da bu psikolojide kalmaktansa ölmeyi yeğlemiş olabilir. Biz bunu çözemeyiz ama bu sorgulama bile insana yaşadıkları hayatın ne kadar da güzel olduğunu, yaşamaya değer olduğunu gösteriyor. Ve siz de bu hikayeleri okuduktan sonra intihar etmek yerine yaşamanın güzelliğinin farkına varıp, o yaşanmamış hayatların yerine de yaşamak istiyorsunuz. Buna göre de hayatınızı şekillendirmek istiyorsunuz. Geçici şeyleri geçici yaşamınıza tercih etmek istemiyorsunuz. Bunlar benim şahsi fikrim. Zaten herkes okuduğu her kitaptan ayrı düşünceler çıkarır.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202181,9bin okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2023 1. kitabı
Muhsin Yazıcıoğlu için bir geçit töreni gibi adeta. Çok özenle hazırlanmış bir kitap.... Muhsin Yazıcıoğlu on binlerce insanın yüreklerini kavuran hüzün, acı ve gözyaşlarıyla, dualarla, tekbirlerle ebedi aleme uğurlanmıştı ve ben çok ağlamıştım babam ölmüş gibi sağsalim bulunması için çokca dua etmiştim... O her nefsin tadacağı ölümle, karlı dağların tepelerinde bir helikopterin içinde buluşmuştu. Başka bir yerde mesela sıcak yatağında yatarken yahut masasında çalışırken değil de evinden barkından yüzlerce km. ötelerde, seferi durumda, garip bir dağ başında, hizmetlerini sürdürmeye çalışırken bu vuslatın oluşması, onu şehitlik mertebesine ulaştırdı. İnandığı gibi yaşadı ....Mekanın cennet olsun Reis Ruhuna El-Fatiha ....sevdiğim bir şiiriyle noktalamak istiyorum.... Saygı ve Rahmetle... Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum Gözlerim parke parke taş duvarlarda Açılıyor hayal pencerelerim Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum Kekik kokulu koyaklardan aşarak Güvercinler ülkesinde dolaşıyor Bir çeşme başı arıyorum Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp Mis gibi nane kokuları arasında Ruhumu dinlemek istiyorum Zikre dalmış her şey Güne gülümserken papatyalar Dualar gibi yükselir ümitlerim Güneşle kol kola kırlarda koşarak Siz peygamber çiçekleri toplarken Ben çeşme başında uzanmak istiyorum Huzur dolu içimde Ben sonsuzluğu düşünüyorum Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum Durun kapanmayın pencerelerim Güneşimi kapatmayın Beton çok soğuk, üşüyorum...
Gül'ün ŞavkıMuhsin Yazıcıoğlu · Alperen Yayınları · 200972 okunma