Araba Sevdası’nı okurken sık sık gülümsedim ama bu gülümsemenin altında acı bir gerçek vardı. Recaizade Mahmut Ekrem, Bihruz Bey üzerinden sadece bir karakter anlatmıyor; aslında bir dönemin aynasını tutuyor yüzümüze. Gösteriş merakı, yapay bir Batılılaşma hevesi ve içi boş hayaller… Bihruz Bey’i okudukça “Bu adam ne kadar komik” diyorsunuz, ama sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki bu komiklik biraz da tanıdık.
Romanın en çarpıcı yanı, aşk gibi yüce bir duygunun bile nasıl bir yanılgıya dönüşebileceğini göstermesi. Bihruz Bey’in Periveş Hanım’a olan sevdası, gerçekten çok hayal ürünü. Sevdiği kişiyi değil, kafasında yarattığı imajı seviyor. Araba onun için nasıl bir statü sembolüyse, aşk da öyle; gösterilecek, konuşulacak, ama derinliği olmayan bir şey. İşte kitap tam da burada insanı yakalıyor.
Araba Sevdası sadece eski bir roman değil; bugün bile geçerliliğini koruyan güçlü bir eleştiri. Okurken hem eğleniyorsunuz hem de ister istemez kendinize ve çevrenize bakıyorsunuz. Eğer “bir kitap beni düşündürsün, aynı zamanda keyif de versin” diyorsanız, bu roman kesinlikle okunmalı. Bihruz Bey belki 19. yüzyılda yaşıyor ama ruhu hâlâ aramızda dolaşıyor. ArvasAraba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem
Bu kitabı elime aldığımda açıkçası bu kadar sarsıcı olacağını tahmin etmiyordum. Bir Erkeği Öldürmek sadece bir hikâye anlatmıyor, insanın içine işleyen bir gerçeği yüzüne vuruyor. Okurken bazı sayfalarda durup düşündüm, çünkü anlatılan şeyler aslında hepimizin bildiği ama çoğu zaman görmezden geldiği bir düzenin aynası gibi.Yazarın dili çok sade ama etkisi ağır. Özellikle toplumdaki güç dengeleri, kadınların yaşadığı baskılar ve sessiz kalınan acılar öyle bir anlatılmış ki, kitabın havası insanı kolay kolay bırakmıyor. Bir noktadan sonra sadece okumuyorsun, resmen yaşıyorsun.
Bu kitap bana şunu hissettirdi: bazen bir roman, bir olay örgüsünden çok daha fazlasıdır. Bir çığlık gibi, bir hesaplaşma gibi.Kısa ama etkisi uzun süren kitaplardan biri oldu benim için. Okuyacak olan varsa tek tavsiyem, sakin bir zamanda başlayın çünkü bitince bir süre aklınızdan çıkmayacak. ArvasBir Erkeği ÖldürmekNamık Kemal Tartanoğlu
Duygusuz kitabını okurken gerçekten beklediğimden çok daha farklı bir atmosferin içine girdim. Daha ilk sayfalardan itibaren insanın içini geren ama bir yandan da bırakmayan bir hikâyesi var. Karakterlerin soğukluğu, aralarındaki gerilim ve duyguların bastırılmış hali kitabın adını çok iyi yansıtıyor.
Okurken bazen sinirlendim, bazen şaşırdım ama en çok da “bu iş nereye varacak” diye merak ettim. Yazarın anlatımı akıcı, olaylar sürekli bir adım ileri gidiyor ve insan ister istemez sayfaları hızlı çeviriyor.
Romantik gibi görünse de aslında karanlık tarafı ağır basan, psikolojik yönü güçlü bir kitap. Herkesin kolay kolay okuyabileceği bir hikâye değil ama farklı ve yoğun duygular hissettiren bir roman arayanlara kesinlikle hitap ediyor.
Ben okurken bayağı etkilendim Celia AaronDuygusuzArvas