Yaşlanmak neden insanı korkutur? Gücünü kaybetmek mi, yalnız kalmak mı, yoksa ölüme biraz daha yaklaşmak mı?Cicero bu kitapta tam da bu soruların karşısına oturuyor ve yaşlılığı bir son değil, birikimin ve olgunluğun dönemi olarak anlatıyor. Kitabı okurken bazı yerlerde bir filozofun değil de uzun bir hayat yaşamış bir insanın karşıma oturup sakin sakin konuştuğunu hissettim. Günümüzde gençlik, hız ve sürekli üretmek çok değerli görülüyor. Bu yüzden yaşlılık çoğu zaman eksilmek gibi anlatılıyor. Ancak Cicero, insanın bedeni zayıflasa bile düşüncelerinin, deneyimlerinin ve karakterinin güçlenebileceğini söylüyor. Belki de asıl yaşlılık, yılların geçmesi değil; insanın merak etmeyi ve düşünmeyi bırakmasıdır.
Kitabı bitirdiğimde aklımda şu soru kaldı: Eğer bir gün yaşlanmaktan korkuyorsak, aslında yaşlılıktan mı korkuyoruz yoksa dolu dolu yaşanmamış bir hayattan mı? Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise insanı kendi hayatıyla baş başa bırakır. “Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine” benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. ArvasYaşlı Cato veya Yaşlılık ÜzerineMarcus Tullius Cicero
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bazı eserler sadece bir hikâye anlatmaz; insanın özgürlük, adalet ve otorite kavramlarını yeniden sorgulamasını sağlar. “Zincire Vurulmuş Prometheus” benim için tam olarak böyle bir eser oldu.
Prometheus’un insanlık uğruna ateşi çalması ve bunun bedelini ağır bir cezayla ödemesi, aslında fedakârlığın ve inançlarından vazgeçmemenin sembolü gibi. Zincirlere vurulmuş olsa bile düşüncelerinden ödün vermemesi, eserin en etkileyici yönlerinden biriydi.
Kitabı okurken sadece Antik Yunan mitolojisini değil, güç sahibi olanların otoritesi ile haklı olanın direnişi arasındaki mücadeleyi de gördüm. Aradan binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen anlattığı meselelerin hâlâ güncelliğini koruması oldukça etkileyiciydi.
Kısa ama derin anlamlar barındıran bu eser, mitolojiye ilgi duyanların yanında insan doğası ve özgürlük üzerine düşünmeyi seven herkesin okuması gereken klasiklerden biri. Bazen en ağır zincirler bedene vurulur; düşünceye değil. Zincire Vurulmuş PrometheusArvasAiskhylos
Bazı kitaplar yalnızca geçmişi anlatır, bazıları ise bugünü sorgulatır. Aristoteles’in Atinalıların Devleti tam olarak ikinci gruba giriyor. Kitabı okurken sadece Atina’nın yönetim biçimini öğrenmedim; insanların yüzyıllar önce de adalet, iktidar ve yönetim sorunlarıyla mücadele ettiğini gördüm.
Aristoteles, Atina’nın siyasi yapısını kuru bir tarih anlatımıyla değil, adeta bir gözlemci titizliğiyle aktarıyor. Kanunların nasıl ortaya çıktığını, yöneticilerin nasıl seçildiğini ve devlet düzeninin zaman içinde nasıl değiştiğini okurken, bugünkü yönetim anlayışlarının köklerini de fark etmek mümkün oluyor.
En çok dikkatimi çeken nokta ise, devletlerin ve toplumların aslında insan doğasından bağımsız olmadığını hissettirmesiydi. Yüzyıllar geçse de güç, adalet ve yönetim tartışmalarının pek değişmediğini görmek düşündürücüydü.
Siyaset, tarih ve felsefeye ilgi duyanlar için kısa ama etkisi uzun süren bir eser. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda sadece Atina kalmıyor; kendi çağınızı da sorgulamaya başlıyorsunuz. AristotelesAtinalıların DevletiArvas
Atinalıların DevletiAristoteles · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,435 okunma
Farabi’nin Mutluluğun Kazanılması adlı eserini okurken, mutluluk kavramına alışılmışın dışında bir bakış açısıyla yaklaşıldığını gördüm. Günümüzde mutluluk çoğu zaman maddi imkânlar, başarı veya geçici hazlarla ilişkilendirilirken Farabi, gerçek mutluluğun insanın aklını geliştirmesi, erdemli bir hayat sürmesi ve kendini olgunlaştırmasıyla elde edileceğini savunuyor.
Kitabın en dikkatimi çeken yönlerinden biri, mutluluğun tesadüfen elde edilen bir durum değil, bilgi ve erdem yoluyla kazanılan bir hedef olarak anlatılmasıydı. Farabi’ye göre insan, doğru bilgiye ulaşarak ve ahlaki davranışlar geliştirerek gerçek mutluluğa yaklaşabilir. Bu düşünce, günümüzde de geçerliliğini koruyan önemli bir bakış açısı sunuyor.
Eserin dili yer yer felsefi ve yoğun olsa da verdiği mesajlar oldukça açık ve düşündürücü. Özellikle insanın kendini tanıması, aklını kullanması ve topluma faydalı bir birey olması gerektiğine dair görüşleri beni etkiledi. Kitap sadece bireysel mutluluğu değil, erdemli bir toplumun nasıl oluşabileceğini de ele alıyor. Mutluluğun KazanılmasıArvasFarabi
Bir insanın adı neden ölümünden onlarca yıl sonra hâlâ saygıyla anılır?
Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin hayatını okudukça bu sorunun cevabına biraz daha yaklaştığımı hissediyorum. Sadece bir hayat hikâyesi değil; yaşanmışlıklar, mücadeleler ve ardında bırakılan derin bir tesir… Sayfalar ilerledikçe insan, dönemin ruhunu ve bu büyük şahsiyetin izlerini daha net görmeye başlıyor. ArvasHayatı ve Hatıralarıyla Seyyid Abdülhakim ArvasiEkrem Buğra Ekinci