"Üçüncü hamur kağıtlar arasında gizlenmeye çalışan poğaçalar soğumaktadır...
Kağıt üzerinde genişleyip duran yağ lekeleri donuk donuk parıldamaktadır. Ele, avuca dudak kenarlarına yapışan, ısırıldığında un ufak olup, formika masa üzerinde kırıntılar bırakan bu poğaçalar. Kim bilir hangi yağlardan dokunmuş o geniz tıkayan kokusu ile üstüne iri yudumlarla çay alınmadan yutulamayan soğuk nevaleler.
Üç tekerli arabalarını bin yıllık diken diken sakalları ile ite ite bu koca binaların önüne erken saatlerde tüneyip, ufaldıkça ufalan suratları engebeli arazileri andıran adamlardan, çarnaçar alınıp getirilmiş poğaçalar.
Çay mutlaka gelmelidir. Rengini, kokusunu sevecen sıcaklığını kaybetmiş o menhus çay gelmelidir."