"Ne var ki, dertten başını alamayan, sıkıntı çeken, yeterli para kazanamayan, gereği gibi beslenip giyinemeyen, doğru dürüst bir sevecenlikten yoksun yaşayan, gelecek konusunda giderek umutsuzluğa kapılan, içinde bulunduğu güç durumdan bir yol bulup çıkamayan insanın, henüz bir uygarlığın başlangıç dönemini yaşayan günümüz insanoğlunun ahlaki ve dinsel yasaklamalara karşın kendini kıskançlık duygusuna kaptırmasının anlaşılmayacak yanı yoktur."
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım... ♡
O Paşam rütbesiz, nişansız
Paşaların paşası.
Uyumadı, yemedi, içmedi
Ateşini dere tepe dağıttı millete
Erkekçe söz vermişti
Canından geçti, sözünden geçmedi.
Sana hepimiz yürekten inandık
Büyük adam, ölümsüz Paşa
O hazin marşlar, o şarkılar
O toz dumana karışmış yalnayak günler
O dağlara taşlara sinmiş eşsiz macera...
Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa... ♡♡♡
Halbuki ben yıldızlara bakanda
Ağlamalıydım.
Bulutlar bir yeşil, bir beyaz öylece
Kalbimde bir üzüntü kimsesiz, ürkek
Tatlı baş dönmelerine benzer bir gece
Sonra bir eski şarkı hatırlar gibi
Bir ses, yabancı ve güzel, uzaklardan.
"Bir insanın bir başkasını aşk yasasına uymak zorunda bırakması, onu belirli sınırlar içinde hapsetmeye kalkması, onun nereye bakacağını, nasıl davranacağını, hatta tümüyle nasıl düşüneceğini belirlemek istemesi, onun kendine özgü ruhsal devinim çizgisini yansıtır."