“Mucize, mucizeye inanmaktır.”
Henüz 17 yaşındaydım bu sözü söylediğimde. O zaman bütün benliğimle inanırken, hayat yordu ve unutturdu bana mucizeleri.
Şimdi yeniden haykırabilirim avazım çıktığı kadar: Ben bir mucizeyim!
Sahi neye tutundum ben
En karanlık gecelerinde ruhun
Kendi çığlıklarıma bile kulak kapatırken
Kimden medet umdum bilerek bilmeyerek
Ve kaç dala tutundum ,çoğu elimde kaldı uçurumun dibine sürüklenirken.
Peki tutunmak mı doğru olan yoksa kendini uçurumdan aşağı bırakıp fırtınanın istediği yöne doğru savrulmayı kabul etmek mi ?
Tutunmak neydi ki?
Her şeye rağmen güçlü olabilmek mi?
Bu kadar karanlığa rağmen kendi ışığını koruyabilmek mi?
O kadar çok soru var ki;
Kim biliyor cevaplarını?
Sahiden gözlerinin içine bakarak “evet doğru yoldasın, adımlarından emin yürümeye devam et
Ruhuna kalbine güven ben hep buradayım”diyecek biri var mı ?
Varsa sımsıkı tutunmak lazım
Hem o kişiye hem yüregine hem hayata ,
Böyle bir ışığın varlığını bilmek bile teselli etmeye yetiyor bu zifiri karanlıkta,el yordumıyla hayatta kalmaya
Hadi gel yeniden başlayalım, desen takatim yok
Ben yanındayım, desen kendimden haberim yok
Doğru yolu göstereceğim, desen nerede olduğumu bildiğim yok
Bu kadar yokluk içinde, “var”
demeye gücüm yok
Hadi kalbimin en derin köşesinden seslen bana “bitti artık varlık da yok yoklukta!!!!”