Praskovya İvanovna'ya gelince, insanların kendilerini aşağılamalarına ses çıkarmadan katlanan bütün zayıf yaratılışlılar gibi şartların kendi lehine döndüğünü anlamasıyla birlikte inanılmaz saldırganlaşan bir tipti.
Kendisini hiç ilgilendirmeyen konularda bile bu denli ayrıntılı bilgiye sahip olması anlaşılır gibi değildi. Karakterinin en öne çıkan yanı hep kıskançlık gibi gelmiştir bana.
Ah, hiç böyle değildi o! Eskiden, oturup karşılıklı konuşabildiğimiz zamanlarda hiç böyle değildi! Düşünebiliyor musunuz: konuşabilirdi bir zamanlar! İnanması bile zor gelir belki ama bir zamanlar düşünceleri vardı, kendine özgü düşünceleri! Şimdi her şey değişti! Bütün bunların geçmişte kalmış, eski gevezelikler olduğunu söylüyor şimdi. O günleri küçük görüyor... Artık bir tür kâhya ya da tezgâhtar gibi, her şeye kızıp duran taş kalpli biri...
Şatov, bu kez de tam karşi uca savrulmuştu. Güçlü bir düşünceye kendini bir anda kaptırıveren, o düşünceyle âdeta yanıp kavrulan ve bu durumu bazen ömrünün sonuna dek süren klasik bir Rus idealisti olduğu söylenebilirdi. Bunlar, etkisine girdikleri düşünceyle baş edebilecek güçten yoksundurlar, ona tutkuyla inanırlar ve bütün hayatları, üzerlerine yuvarlanan ve altında neredeyse canlarının çıktığı bir kayanın altında acılar çekerek geçer.