Kitle, her bireyi dokunulma korkusundan, mümkün olduğu kadar bütünüyle kurtarmak ister. İnsanlar birbirlerine ne kadar kuvvetli yaslanırlarsa, birbirlerinden korkmadıklarından o kadar emin olurlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan, bu dokunulma korkusundan yalnızca kitle içinde kurtulabilir. Korkunun karşıtına dönüştüğü tek durum budur. Bunun için insan yoğun bir kitleye gereksinme duyar, kendisine "yaslananın" kim olduğunu artık fark etmemesi için bu kitle fiziksel bakımdan da yoğun ve sıkışık olmalıdır. İnsan kendini kitleye bırakır bırakmaz, artık kitlenin dokunuşundan korkmaz olur.
İnsanı, bilinmeyenin dokunuşundan daha çok korkutan hiçbir şey yoktur. İnsan kendisine değen şeyi görmek ve tanımak, hiç değilse sınıflandırmak ister. Yabancı herhangi bir şeyle fiziksel temastan her zaman kaçınma eğilimindedir.
Birçok insan «böylesine kendini beğenmiş olmaya nasıl cesaret ediyorlar» diye düşünmeden, yaratılan narsist kişiliklere öylesine ilgi duyarlar ki, bunu çok yetenekli bir insanın kendisine karşı duyduğu dengeli bir güven ve saygı olarak değerlendirirler.
Ortalama insan bu kendine güveni duyamaz genellikle, hep şüphelerle doludur aklı ve kendinden üstün olduğuna inandığı insanlara hayran olmaya yatkındır. Kısaca narsist insan, ortalama insanların olmak istedikleri bir tipi canlandırır.