Lila zekiydi ama bundan yararlanamıyordu, hatta dünyanın bütün serveti sadece bir basitlik işaretiymiş gibi har vurup harman savuran hanımefendi misali aklını çar çur ediyor-du. Nino'yu cezbetmiş olan yönü bu olmalıydı. O doğal olarak biçbir eğitime, hiçbir kullanıma, hiçbir amaca boyun eğmeyecek biri dusuyia pek çoğu arasında kendini belli ediyordu. Hepimiz boyun eğmiştik ve -sınamalar, başarısızlıklar, başarılar aracılığıyla-bu eğilme bizi yeniden biçimlendirmişti. Hiçbir şey ve hiç kimse Lila'yı yeniden biçimlendiremezdi. Hatta yıllar içinde herkes gibi aptallaşabilir, artık idare edilemez hale gelirdi ama ona atfettiğimiz nitelikler bozulmayacak, hatta belki daha da büyüyecekti.
"Senin özgürleştiğin, onun tutuklu kaldığı her günü gözlemlemek zor şimdi. Eğer bir cehennem varsa, o şimdi bu tatmin olmamış zihniyle onun içinde, bir an bile onun içine girmek istemezdim."
Düşünün ki ben kurşunkalemle yazı yazmayı öğrendim, sonra tükenmezkaleme geçtim, sonra daktiloya -elektrikli daktilo da kullandım- ve işte şimdi burada şu tuşlara basıyorum ve șu mucizevi yazı beliriyor: Harika bir şey, bir daha geri dönemem, kalemin işi bitmiştir, artık hep bilgisayarla yazacağım. Gelin, șu işaret parmağımdaki nasıra bakın, ne sert; ezelden beri burada ama yakında yok olacak.