Ayşe Sayım

Ayşe Sayım
Hukuk, Doktora Öğrencisi
Düşünün ki ben kurşunkalemle yazı yazmayı öğrendim, sonra tükenmezkaleme geçtim, sonra daktiloya -elektrikli daktilo da kullandım- ve işte şimdi burada şu tuşlara basıyorum ve șu mucizevi yazı beliriyor: Harika bir şey, bir daha geri dönemem, kalemin işi bitmiştir, artık hep bilgisayarla yazacağım. Gelin, șu işaret parmağımdaki nasıra bakın, ne sert; ezelden beri burada ama yakında yok olacak.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Oyle anlar vardır ki, bunlarda hayatımızın iki yanına yerleştirdiğimiz ve ebediyen hayatımızın fonunu oluşturacağına inandığımız şeyler -bir imparatorluk, bir siyasi parti, bir iman, bir anıt ya da basitçe günlük hayatımızda yer alan insanlar- hiç beklenmedik biçimde devrilir ve o sırada başka bin tane şey öne çıkar.
"Bana gerçekten öyle geliyordu, oğlan tıpkı ona benziyordu, onun kopyasıydı" 'Yani bir arzu onu gerçekleşmiş gibi gösterecek kadar güçlü müdür?" "Hayır, demek istiyorum ki, Gennaro birkaç yıl boyunca gerçekten Nino'nun oğlu oldu." "Abartma."
Çocukluğumuzun samimi Napoliten diliyle şöyle demesini istiyordum: Ne istiyorsun Lenú, böyleyim çünkü kızımı kaybettim ve belki yaşıyor, belki ölü ama artık bu iki olasılığa da tahammül edemiyorum, çünkü yaşıyorsa benden uzakta yaşıyor, olduğu yerde başına korkunç şeyler geliyor, ki bunları görüyorum, hem de net bir şekilde, her gün, her gece gözlerimin önündeymiş gibi gorüyorum; düyse ben de ةldüm, igim oldü, gerçek ةlümden daha dayanılmaz bir ölüm bu, yani duyuları olmayan bir ölüm, oysa bu ölüm beni burada her gün her şeyi hissetmeye, her sabah uyanmaya, yıkanmaya, giyinmeye, yemeye ve içmeye, çalışmaya, bir şey anlamayan ya da anlamak istemeyen senle konuşmaya, baştan aşağı bakımlı, saçları kuaförde yapılı, kızları okulda başarıl olan, her şeyi her zaman mükemmel yapan, bu boktan yerin bile bozamadığı ama onlara daha iyi bile gelen -kızları kendilerine güvenli kılıyor, daha kibirli yapıyor, her şeyi almaya hakları olduğuna inandırıyor- senle olmaya mecbur ediyor ve bu beni eskisinden daha fazla kıskandırıyor, mutsuz ediyor; bu nedenle git, git ve beni rahat bırak, Tina hepinizden çok daha iyi olacaktı, oysa aldılar onu benden ve ben artık dayanamıyorum.
Sen Tina'yı kaybettiğin için üzgünüz ama eğer sen gerçekten bizi inandırmaya çalıştığın kişi olsaydın, hiç kimse ve hiçbir şey sana dokunamazdı. Sokakta birlikte gezdiğimiz zaman bana selam verip ona verrnemeye başladılar. Tedirgin havası ve çevresinde gördükleri uğursuzluk halesi kaygı vericiydi. Sözün özü, Lila'yı Solara kardeşlere bir alternatif olarak gören mahalleli hayal kırıklığına uğradı.