Gene de ben onun yanındayken, burada, doğduğumuz mahallede, ben sadece bir süstüm, yani Lila'nın marifetlerinin tanığıydım. Bizi doğduğumuz günden beri tanıyanlar benim gibi seçkin bir kişinin mahalle sokaklarında olmasını ona, onun çekim gücüne bağlıyorlardı.
Artık onun otoritesine ihtiyacım yoktu, ben kendiminkine sahiptim. Kendimi güçlü hissettim, köklerimin kurbanı değildim, köklerimin efendisi ola-bilir, onlara şekil verebilir ve kendim, Lila, herkes için öcünü alabilirdim. Önceleri beni aşağıya çeken şimdi daha yükselebilmek için malzeme oluşturuyordu. 1982 yılının bir Temmuz sabahında ona telefon ettim ve şöyle dedim: "Tamam, senin üst katındaki daireyi tutuyorum, mahalleye dönüyorum."
Yayınevi yöneticisi yetkili sözleriyle bunu onaylamıştı: Senin için
hareket noktana geri dönmek bir adım daha ileri gitmeni sağlamış. Elbette ona kitabırnın Floransa'da yazıldığını, Napoli'ye dönüşün metne bir etkisinin olmadığını ağzımdan kaçırmadım.
Ama anlatılan malzeme, kahramanların insanî hacmi mahalleden kaynaklanıyordu ve dönüşüm noktası oradaydı. Adele bunu anlayacak duyarlılığa sahip değildi, bu nedenle görememişti.
Airota ailesinden kimse görememişti. Özde, beni ötekilerden ayırt etmeden listesindeki kadınlardan biri olarak sayan Nino da görememişti. Ve benim için hepsinden anlamlı olanı Lila da kaçırmıştı.