Devamlı akan su durduğunda serinliği özlenir, yanan ışık söndüründe aydınlık özlenir ve insan karısını kaybettiğinde de onun ne kadar çok sevdiğini anlar. Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?
Seni Mısırlı kraliçeler gibi altınla kaplamak isterdim. Artık satılık şatolarla ilgilenmiyorum, canım şato falan istemiyor, kraliçemi kaybetmişim ben. Sıkılan ihtiyar bir kralım. Altınım artık hiçbir işe yaramıyor. Cömert olsaydım, fakirlere verirdim.
Hala mektup geliyor sana, açıyorum onları. Günün birinde belki seni çılgınca seven bir aşığının mektubu çıkacak karşıma. Sana bozulmayacağımı düşünüyorum, hatta belki onunla tanışmak, ona senden bahsetmek isteyeceğim.