Ayşe Sayım

Kapı kapandığı zaman, Jose Arcadio Segundo, savaşın sona erdiğine inandı. Yıllarca önce Albay Aureliano Buendia savaşın insanı nasıl büyüleyen bir yanı olduğunu ona anlatmış, kendi başından geçen sayısız örnek göstermişti. Jose Arcadio Segundo ona inanmıştı. Oysa askerlerin kendisini görmeden yüzüne baktıkları gece son birkaç ay içindeki gerginliği, hapishanedeki sefaleti, istasyondaki paniği ve ölülerle dolu treni düşünen Jose Arcadio Segundo, Albay Aureliano Buendia'nın ya sahtekar ya da geri zekalı olduğu sonucuna vardı. Albayın savaşta neler duyduğunu anlatmak için öyle uzun uzun konuşmuş olmasına anlam veremiyordu. Çünkü bir tek söz yeterliydi: korku.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Amaranta, Albay Aureliano Buendia‘nın süs balıklarıyla yarattığı kısır döngünün nedenini işte o zaman anladı. Dünya, Amaranta‘nın yalnızca teninde sürüyordu artık, iç benliği tüm kötülüklerden arınmıştı. Amaranta, bunu yıllarca önce kavrayamamış olduğuna üzülüyordu. O zaman anılarını arıtabilir, evreni yeni bir ışıkla baştan kurabilir, akşamüstüleri Pietro Crespi’nin lavanta kokusunu ürpermeden hatırlayabilir ve nefret ettiği ya da sevdiği için, yalnızlığın ne demek olduğunu bildiği için, Rebeca’yı o sefaletten çekip kurtarabilirdi.
“İnsan ölme zamanı geldiğinde değil, ölebildiği zaman ölür”
Bir yığın kuşku ve kesinliği, bir yığın tatlı ve tatsız olayı, bir yığın değişikliği, felaketi ve özlem duygusunu Macondo’ya bu sapsarı, masum tren getirdi.
Albay Aureliano Buendia bu sözü söylediği zaman, savaşı çıkarmanın, savaşı bitirmekten kolay olduğunu bilmiyordu.