Aselbedizci

Aselbedizci
@Aselbedizcii
-Üniversite sınavında çırpınıyor
İstanbul
İstanbul, 22 Ekim 2001
6 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Ölümden daha beteri belki de, ölümü beklemek...
10/10
·131 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Victor Hugo... Yaşadığı dönemin acımasızlıklarına karşı susmayan bir adam. 26 yaşında bu kitabı ismini kullanmadan yayımlamış. Toplumundan duyarsız kalmamış bir yazar istemsizce saygınızı kazanıyor. Üstelik öyle zor bir dönemde ayrıca gençlik yıllarında düşünüp ortaya koydukları gerçekten çok anlamlı. Döneminde yaşanan ölümlere bir isyan. Kitaba geçecek olursak, en başında anlatılan ölümlerden dehşet duyarak gerilimli bir başlangıç yapıyorsunuz. Sonra kahramanımızın hikayesine geçiyoruz. Başlı başına bir dram olan giyotin, kahramanımızın yaşadıklarını okuduğumuzda zaten ona sempati ve acıma beslediğimizden daha da etkili bir şekilde empati yaptırıp üzüyor sizi. Ölüme mahkum bir adam ve bunu bilerek yaşadığı bir kaç günün ızdırabını sizde hissediyorsunuz. Üstelik yaşamak isterken ve geride bırakmak istemediğin kişiler varken ölüm, daha da katlanarak kabul edilmesi olanaksız bir olay haline geliyor. Kahramanımızın ne suç işlediğini bilmeden okuyoruz tüm bir kitabı. Zaten, ölüm gerçekten insanın hükmünü verebileceği bir şey midir?
Roman
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
Reklam
Simyacı popülaritesinin hakkını veriyor mu?
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Kitabı çok kısa bir sürede okudum.Çünkü, inanın çok yalın ve akıcı bir dil kullanılmış. Olay akıp gidiyor ve sizde kapılıyorsunuz. Bu kitap kimisi için gereksiz popüler kimisi için gerçekten ufuk açıcı görünüyor. Benim fikrim bu kitap bize bildiklerimizden farklı bir şey anlatmıyor. Ama o bilmemiz ve yapmamız gereken şeyleri yapamayan bizler, bizim yerimize bunu gerçekleştiren santiago'yu okurken etkileniyoruz. Konu şu ki her insan kişisel menkıbesinin peşinden gitmeli. Peki ne bu kişisel menkıbe? Aslında ben kitabı okurken bunun daha çok dünyayı, insanları, kendini ve evrenin ruhunu tanımakla ilgili olduğunu düşündüm. Karakterimiz bir amaç uğruna (piramitlerin yakınındaki hazine için) çölleri aşıyor. Ama sonuç hazineye ulaşabilmekte değil, asıl sonuç o hazineye ulaşırken deneyimleyip yaşadıkları. Kitapta insanların dünyadan korktuğuna değiniyor. Halbuki içinde yaşadığımız dünyayı tamamıyla deneyimlemezsek kişisel gelişimini tamamlayamamış, 'evden işe' rutinini yaşayan insanlara dönüşürüz. Ne olursa olsun sen bu menkıbe yolculuğuna çıktıysan evrenin ruhu, yani tanrı seninle beraberdir. Herşeyde bir işaret saklıdır ve bu işaretler sana yolunu gösterir. Eğer evreni, dünyayı anlamak istiyorsan sana bunu anlatan bir çok işaret halihazırda vardır sadece bunu görmeyi istemen gerekir. Herşeyin tek bir elden çıktığı cümlesini defalarca okursunuz ve mektup diye bir kavramdan defalarca bahseder. Bu mektup denen şey kaderdir zannımca, kader tanrının elindedir. Evrenin ruhu tanrıya aittir ve herşeyin ötesinde bizde ona aitiz. Önemli olan bunu yaşarken unutmamak. Aslında ufakcık şeyler bile ufkumuzu açabilir, bir kum tanesi bile üzerinde düşünülmeye değer, çünkü onu tanrı yaratmıştır. Kitabın verdiği önemli mesajlardan biri olduğunu düşündüğüm kısım, yüreğimizi tanımakla ilgili
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,7bin okunma
Beni yorum yapmaya iten kitap 'iki şehrin hikayesi'
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Taze okudum ve bitirdim 'iki şehrin hikayesi'ni... Gerçekten benim için çok yoğundu. Yeri geldi ara verdim sonra geri döndüm okumaya devam ettim. Elbette kitapta değinilecek bir sürü güzel ayrıntı var ama ben gerçekten çok etkilendiğim karakter üzerine yazmak istiyorum. Sydney carton... Ben bu karakterde kendimi buldum. Hayatı boyunca kendini her şeyden geri planda tutarak, yaşadığı hayatı ve kendini işe yaramaz, gereksiz, anlamsız hissederek bir nevi hayatı kendine zehir ederek bu dünyada yer edinememiş, bir türlü anlamlı bir hayatı olduğunu ya da anlamlı biri olduğunu hissedememiş olsa da en azından insanların kalbinde yer edinerek ve güzel hatırlanarak hatta belki de ilk defa gerçekten işe yaradığını hissederek aradığı anlamı bulmuştu en sonunda. Aşkı için feda ettikleri ve feda ettiği her şeyi bu uğurda değerli hissetmesi gerçekten kalbime dokundu. Kitabı okurken de bu fedakarlığı iliklerinizde hissedeceksiniz. Gerçekten aşık olan bir karakter varsa o benim için Sydney carton'du. Son olarak yazara olan saygımın bu kitapla beraber katlanarak arttığını söylemek isterim. Bizlere bu hisleri bu denli geçiren kişinin kalemini övmemek haksızlık olurdu. Sözüm o dur ki, mutlaka bu kitabı okuyun. Bizlere çok şey katacağını düşündüğüm bir kitap bu. Ve eminim sizde karakterlerde bir parçanızı bulacaksınız. Aynı zamanda insanların adalet getirmek isterken kin nefret ve intikam gibi bir türlü arınamadıkları duygularının yer ettiği bir zihin ile yaptıklarının ve yapacaklarının ne kadar zalimce olabileceğini göreceksiniz, kendilerine acımasızlık yapanlara canavar gözüyle bakan insanların nasıl da o baktıkları canavarlara dönüştüğünü an ve an okurken; günümüz dünyasını da, geçmişi de hatta insanları da, benliğimizi de sorgulayacağımız çok yer olacak. Zihnimizin ve kalbimizin
Roman
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,6bin okunma