Yerlilik ve islamcılık
1970'lerde yerlilik, Milli Görüş havzası dışında, serpilen yeni İslâmcılık ortamında daha şevkle romantize edilen bir kavramdı. Nuri Pakdil'in Edebiyat dergisi, bunun bariz bir mecrasıdır. Pakdil, “yerli düşünceyi savunduklarını söylüyor, bunun içeriğini şöyle tanımlıyordu: "Yabancılaşmaya karşı olan, uygarlığımızdan beslenen, Türk ulusunun yürek sesini yani yürek atışını, kalp ölçme aygıtı gibi alan düşünce." Kaynağında, İslâm uygarlığı vardı bu düşüncenin.
Bundan yedi sene önce yine İslâmcı bir yazar, Mustafa Şahin, yerliliği "mahçup İslâmcılık" diye tanımlarken, acaba bilhassa Pakdil ve Edebiyatı mı düşünüyordu: ""Yerli düşünce' (...) bizim buralarda galiba daha çok sakınmayı, korunmayı, savunmayı işaret ediyor. Bir de kastı İslâm olduğu halde ona işaretle yetinmeyi. Kavramın üstüne eğilince buna mahçup İslâmcılık denilebilir."
80'ler ve sonrasında, yeni ve radikal İslâmcılık muhitinde yerlilik mefhumu, İslâmın evrensel ve global iddiası zemininde, bütün mazlumlar adına konuşmaya kalkışan 'devrimci' bir söyleme yataklık etti. Çizgi romanlardaki, beyaz işgalcilere karşı direnen soylu-vahşi "yerliler" imgesini de çağrıştıran, bazen biraz bıçkın edalı, biraz sol havalı bir söylemdi bu. Mehmet Efe'nin 1990'ların başlarında birkaç sayı çıkardığı Yerliler dergisi mesela, o ruhu taşıyordu.
Bugün de, bu çizgideki yerlilik radikalizmini sürdürenlere rastlanıyor. Misal: "Bu mahalle, yani yerli kültüre, bu toprağın değerlerine bağlı olan insanlar, taşralılığın getirdiği ezilmişliğin psikolojisi ile; iri giyimli, bol protein almış, çok iyi markalar giyinen ve insanlara üstten bakmanın ya da salon adamlığının ustalığını çok iyi talim etmiş abiler ve amcalar karşısında çok yetkin ve yetenekli insanlar olmalarına karşın eziliverdiler. Eziklikten