"Bembeyaz gülmek" ifadesi muhtemelen sadece kadının ana dilinde vardır. Dalgın, mahzun, dağılması kolay bir masumlukla gülümseyen yüz. Ya da öyle bir gülüş.
Sen bembeyaz güldün.
Şayet böyle bir cümlede kullanılırsa sen, hiç sesini çıkarmadan her şeye sabredip gülmek için çaba harcayan birisindir.
O bembeyaz güldü.
Böyle kullanıldığında muhtemelen o, kendi içindeki bir şeylerle vedalaşmak için çaba harcayan biridir.
"Baghra'yı görmek istiyorum," dedim.
"Bundan emin misin?"
"Hiç değilim."
"Seni ona götüreceğim. Günün birinde birini darağacına götürmem gerekirse, bu iyi bir prova olacak. Cezanızı çektikten sonra sen ve Oretsev akşam yemeğinde bana katılabilirsiniz."
"Hak ettin ama," dedim. "Aa, bak, içi parlak şeylerle dolu kara bir göl. Dur bir elimi daldırayım."
Malyen, "Çok lezzetliyim, ne yapayım?" diye karşılık verdi. O bilindik, kendini beğenmiş sırıtışı ışığın suyun üzerinde yayılması gibi yüzüne yayılmıştı.
"Doğru." dedim usulca. "Daha güçlü, daha akıllısın ve sınırsız tecrübeye sahipsin." Öne doğru eğilip dudaklarımı kulağının kenarına dokundurarak "Ama ben de yetenekli bir çırağım." Diye fısıldadım.