Serhat Çetinkaya

Serhat Çetinkaya
@Asilyasayan
Bir sır çocuksun, yalnızca aşk açık sende Ne sen kalıyorsun ne o, aşktan başka Biri yok, gel, aşk istediği için varsın Ne onu kurtarıyorsun ne kendini, aşktan başka Biri yok, git, aşk istediği için yoksun Ayrılıktan değil, taşıdığı saflıktan konuşursun; Ayrılık sana dönmektir, yeniden bana Ruhumuz öpüşür ya, başkasındayken ağzımız Gövde gözaltındadır, oysa ruhumuz sereserpe Seni senden beni benden bağışlar birbirimize Bir sır çocuksun, aşkla açıyorsun kullandığın herşeyi Burda değilsin, çoktun çekilmişsin ve seninle Gitmiş senin olan, her zamankinden çoksun bu evde Çünkü aşk hepimizden çalışkandır, ben duruyorum Vefa aşk listesindeki ceza nöbetine Bu karanlıkta daha iyi görüyorum seni Aynı tünelden geçiyorsun gelişte ve gidişte Kavuşmaya, ayrılığa aynı yolu kullanıyorsun Beni büyüten aşktan söz ediyorum, yolculuğa övgü Zaman yok ki aşktan başka, uykusuzluğa övgü Bir sır çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni Ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni! Haydar Ergülen Hazal D💖💗❤️♥️💓
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ruhi bunalım...
İlgimi çeken onlardı: İntiharlar. Tek bir erkek yoktu, kendini öldüren. Tarım ilaçlarını kahvaltıdan önce yutanlar daima kadındı. Her bir olayın yanına kısa bir açıklama da eklenmişti. “İntiharın Nedeni: Ruhi Bunalım.” Bu kadar. Ruhi Bunalım. Çok nadir de olsa “İntiharın Nedeni: Ailevi” yazıyordu. İntiharların yüzde doksanı Ruhi Bunalım sonucuydu. İspatlanması zor, yazılması kolay iki kelime. Biri kendini öldürmüş ya da buna teşebbüs etmişse delidir! Bu kadar kolay. Neden için “Ailevi” yazmak, bir sürü soruşturma yapmak anlamına geldiğinden, işin büyümesi baştan engellenmiş oluyordu. Ruhi bunalım, mükemmel bir tanımdı. Daha fazlasına gerek yoktu. Her şeyi açıklıyordu. Neden yoksullar? Çünkü ruhi bunalımdalar! Ruhi bunalımda oldukları için! Neden evlerinden kaçıp, iki köy uzaklaşamadan fahişelik yapmaya başlıyorlar? Ruhi bunalım! Neden zorla evlendiriliyorlar? Neden on dört çocukları var? Neden Kaleşnikof üçüncü kolları haline gelmiş? Neden, geçen baharda belediye binasının önüne kurulan platforma çıkarılan on üç yaşındaki kızlar açık artırmayla satılmış? Neden bu kadar yalancılar, iki yüzlü ve açlar? Neden bu kadar teröristler? Neden peygamber soyundan olduğunu iddia eden her insana inanıp, yolda görünce paltosunun karlı eteğini yüzlerini sürüyorlar? Neden Fransa’ya iltica etmek için sahte yakalama emri çıkarttırma umuduyla bölük komutanına araba anahtarları getiriyorlar? Neden mahrumiyet onları terbiye etmektense, terbiyesizleştiriyor? Neden hayat muhasebeleri daima açık veriyor? Neden taksit taksit ödüyorlar? Geçen yıl ayakları eksilmişti, bu yıl bacakları, neden? Neden bazılarının ceplerinden, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verdiği kimlikten başka bir evrak çıkmıyor? Tek bir yanıt: çünkü deliler! Bu kadar basit. Daha fazla ayrıntıya gerek yok.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Zorunlu askerlik hizmetine ilişkin bir manifesto
Zorunlu askerlik hizmeti, emek, zaman ve kaynak israfıdır. Erlik, derhal bir meslek statüsü kazanmalı ve profesyonel ordunun bir parçası haline gelmelidir. Her üç ayda bir toplanan yüz binlerce genci askere dönüştürmek için harcanan çabanın onda biriyle ordunun işlevselliği on kat arttırılabilir. Sosyo-ekonomik açıdan geri bırakılmış toplumun zorunlu askerlik hizmeti yoluyla olumlu anlamda biçimlendiği düşüncesi asla geçerli değildir. Bunun kanıtı, nesillerdir askerlik hizmetini tamamlamış erkeklerin yönlendirdiği günümüz toplumunun mevcut düzeyidir. Askerliğin insanı adam ettiğine ilişkin inanç, bütünüyle temelsizdir. On dokuz yaşına kadar cahil bırakılmış genç erkekleri dayatma yoluyla, 460 gün boyunca izmarit toplayarak mıntıka temizliği yapmış olanla, kanalizasyonu denize akıtan aynı kişidir. Dolayısıyla, 460 gün boyunca vatan sevgisi aşılanan insanla, devletine kazık atan aynı kişidir. Dolayısıyla,, 460 gün boyunca vatandaşını adam etmek için uğraşanla, insani gelişmişlik endeksinde dünya 84' üncüsü olan aynı ülkedir. Ordu, zorunlu katılımlara ihtiyaç duymayacak kadar ciddi bir kurumdur. Aldığımız eğitimin süresi on haftadır. Çağdaş hiçbir ordu on haftalık erlere güvenerek varlığını sürdüremez. Kahramanlık şiirleri okuyan ve komando üniforması giymiş beş yaşındaki çocuklar kadar asker olan bizler, bu vatan için öleceğiz. Çünkü ne savaşmayı biliyoruz ne de hayata dair bir umudumuz var!

Serhat Çetinkaya

, bir kitap okudu
9/10
·100 syf.·
2026 2. kitabı
Ahmet Telli
8.1/10 · 2.280 okunma

Serhat Çetinkaya

, bir kitap okudu
8/10
·64 syf.·
5 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 02:05
·
2026 1. kitabı
Paul Lafargue
7.3/10 · 13,3bin okunma