Girişin sağında, çocuklar oynuyor. Gezegenin tüm çocuklarına benziyorlar; sırtlarında aynı eski püskü giysiler, küçük burunlarından çıkan aynı yeşil sümük, bir lastik topun peşinde koşmakta aynı hırs, tozdan öyle aşınmış ki topun yuvarlağı filan kalmamış, bir de fareler tarafından kemirilmiş besbelli. Yol boyunca uzanan konak yerinde yaşıyor olmalılar. Sac, kalas, yeni naylon torbadan bölmeler, çadır parçaları, kapısız arabalar, bazılarının bütün tekerlekleri yerinde, çoğu tuğlalar üzerinde duruyor. Kadınlar yemek pişiriyor, erkekler uyuyor, köpekler yalanıyor, transistörlü radyolar bağırıyor. Onlar topraksızlar...