"Anlamını biliyordu ama bilginin değerinin, çoğunluğun bilmesine bağlı olduğunu hayat ona öğretmişti. Sustu ve diğerlerinin de öğrenmesini bekledi. Bilgi herkese yayılmadan bilmenin yarattığı basınç öylesine büyüktü ki bunu ancak gerçekten bilenler anlayabilirdi, hayat işte o zaman cehennemdi. Bilmeyenlerin arasında bilen olmak en büyük lanetti. Dinlemeyenlerin arasında duyan olmak ise felaketti."
Elin sahibinden başka kimsenin o el üstünde hakkı yoktur. Buraya kadar insana hak veriyorum. Ama o, bununla kalmayıp yalnızca kendi kulübesinin önünde yetişti diye "Bu palmiye benimdir" diyebilir. Sanki onu yetiştiren kendisiymiş gibi. Oysa palmiye kesinlikle onun değildir, asla. Onu yerden çıkartıp bize uzatan Tanrı'nın elidir.