Büyülü gerçekçilik ile yazılmış eser hem günümüzde hem de geçmişte yaşayan bazı aile yapılarına ironik bir yerden bakarak yazılmış. Karekterlerin o kadar yozlaşmış halleri vardı ki yeter artık dedim sürekli. Hep bir ümit birisinin çıkıp Dirmit’i anlamasını bekledim. Canım Dirmit sen o kadar alakasız bir yerdesin ki Latife Hanım ile karşılaşsam ne olur Dirmit’i bana verin diyeceğim. Seni okullara gönderip, şiirler yazdıracağım.
Yazarımız Kayseri’deki yaşantısını ve oradan şehre göçleri ile yaşadıklarını odak noktası yaparak bu kitabı kaleme almış. Yazım dili olarak alışılmışın dışında bir dil tercih etmiş. Bunun için kendisi ‘ev içinde koşturan bir kadın ritmiyle yazıldı’ demiş annesini kastederek. Okurken bir telaşla okuyorsunuz zaten. Müziğimi açayım, kahvemi içeyim gibi rahatlatıcı bir durum yok.Yaşanan şiddet, ataerkillik, hurafeler beni çok rahatsız etti, cümlelerin o kadar kısa olup boyutundan büyük duyguları bana taşıması ise mükemmeldi. Bence buna Büyülü Gerçekçilik değil Anadolu Gerçekçiliği demeliyiz. Şayet bir gün okursanız ve aşırı medeni ayrıca zengin bir ailede büyümemişseniz illaki sizi yakalayan tanıdık bir şeyler bulursunuz (bulduğunuz şey rahatsız edici olacak muhtemelen).
Kitabın yarısından sonra anlamaya başladım, ilk bölümleri heba ettiğimi düşündüğüm için ilk iki bölümü yeniden okuyunca tam olarak anladım. Tutamaksız kalmanın hikayesiymiş.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Evet büyüdük ama bazı duygular çocuk kalmalı. Çocuk gibi sevmek, çocuk gibi inanmak, çocuk gibi gururlu olmak gerek.
Bu kitap unutmaya başladığım duyguları, çocukluğumdaki samimi dostlukları, oyunlarımızı, hayallerimizi, imkansızık gibi görünen tüm imkanları ve çocukluğumdaki özgürlüğü tebessüm ile hatırlattı.
Şimdilerde çocuklar hayal kuramıyor, sokaklardan çocuk sesleri gelmiyor, akşam ezanında anneler pencerelerden bağırmıyor. Çünkü çocuklara bir ARSA bırakmadık. Artık çocukları koruyamıyoruz bile. Bu günleri görmediğin için mutluyum Nemecsek. Şayet görmüş olsaydın o çocuk bedenin soğuktan değil kederden hastalanırdı.
Kitabı okumak isteyenler için; içerisinde vicdanlı, merhametli, sevgi dolu, bazen kıskanç bazen inatçı ama hatalarından ders almayı bilen bir çok yetişkinden daha yetişkin karakterlerle karşılaşacaksınız. Yüzünüzde bir tebessüm kalbinizde bir burukluk eşliğinde Pal sokağı çocuklarıyla sağdan sola koşacak ve savaş meydanına ineceksiniz.
Çocuklara, çocukluk yapabilmelerine fırsat verdiğimiz bir dünya kurmamız ümidiyle..