"...dünya bizim eylemlerimiz doğrultusunda yargılar."
Herkese selam Gong Ji-Young'un "Mutlu Günlerimiz" adlı eseriyle karşınızdayım. Kore'yi lise yıllarındayken sevmeye başladım. Önce dizi, film, müzik derken sonra Koreli arkadaşlar edinince daha da pekişti. Şimdi edebiyatına merak sardım ve gerçekten BA-YIL-DIM. Eser oldukça insanı kendine çekiyor. Okudukça içselleştirdim ve elimden bırakamadım. Başkarakterimiz Yu-jong'un başına gelen kötü olay ve sonrasında yaşadığı uzun süreli depresyon halini, defalarca intihara kalkışması, dünyaya karşı sorgulamalarını, en önemlisi de ailesinde göremediği sevgiyi o kadar iyi dile getiriyor ki o yoğun duyguyu iliklerinize kadar yaşıyorsunuz.
Diğer başkarakterimiz Yun-Sun da idam cezasına çarptırılmış bir mahkum. Sorumsuz bir aileden doğan ve yaşamaya çalışan Yun-Su'nun hikayesinde yazdığı günlükten şahit oluyoruz. İki karakteri de çok fazla sevdim. Çok farklı hayatlara doğmuş, iki farklı insanın kurduğu arkadaşlığı çok sevdim.
Zengin, güzel ve akıllı Yu-Jong, hastane yatağında tedavi olmaktadır ve üçüncü kez intihara teşebbüs etmiştir. Yu-Jong'un ölümle yolunun er geç kesişeceğini hisseden halası, yeğenini kendisiyle beraber bir iyilik yapmaya davet eder: İdam cezası almış bir mahkûmu, her perşembe cezaevinde ziyaret edeceklerdir. Yetim, yoksul ancak bir melek kadar saf olan Yun-Su'nun işlediği suçları öğrenince, Yu-Jong ilk zamanlarda ondan hoşlanmaz, hatta kendisini itici bulur.
Cezaevinde başlayan bu arkadaşlık, Yu-Jong ve Yu-Su'nun yaşamlarındaki travmaları ortaya çıkarıp onları iki özgür insana dönüştürebilecek midir?