Ben buraya bıçak ağzında yürüye yürüye, sehiv secdelerinde bile yanıla yanıla, mahya kandillerinin düşeceğinden korka korka geldim..
Susuzluktan yandığımda içtiğim suyun bengisu, ölüm döşeğindeyken kapısına düştüğüm doktorun Lokman olmadığını anladığımda dünyanın cennet olmadığını öğrendim. Çilenin içinden parladı bu bilgi. Üstelik çok da kullanışsızdı.
Gece indiğim uçurum kenarını gündüz gözüyle seyrettiğimde, nasıl da çıkmış nasıl da inmişim, dehşetten ürperdim. Düştüğüm kuyulardan çıkarken her defasında daha zorlandığımı, bu kuyulara hiç düşmeyenlere hem imrenip hem içerlediğimi anlatayım derken lâl kesildim..