Böyle olduğunda geriye tek bir şey kalıyordu; aslında bizler kendimizden korkuyorduk. İşlediğimiz yanlışlardan ve bununla birlikte Tanrı’nın bizi cezalandırmasından. Fakat kendi türümüz ile kıyaslama yaptığımızda suçlu olan daima karşı taraf oluyordu. Çevremizde, internette, televizyonlarda gördüğümüz suçlulara bakıp en gizli ve güçlü arzularımızı aklıyorduk.
Ben bu saydıklarımın içinde neydim ya da kimdim?
Ben penceresinde, büyük bir buhrana ev sahipliği yapan gökyüzünü, durgunca izleyen silik bir yansımayım. Kutu gibi bir odada yankı bulan teknolojik aletin seslerine hâlâ direniş göstermekteyim. Gelişen teknoloji ve çığırından çıkan insanlık ile sessizce savaş halindeyim.