Hakan Günday’dan okuduğum ilk kitap Az oldu. Roman, Derdâ ve Derda adlı iki karakterin hayatını anlatıyor. Her birinin farklı acılarla şekillenen yaşamı, yollarının bir şekilde kesişmesiyle birleşiyor.
Yazarın kalemi gerçekten çok güçlü. Paralel kurgu ve sahne sahne ilerleyen anlatımı sayesinde yer yer sinematografik bir his uyandırıyor; sanki olayların içinde bulunuyormuşsun gibi hissettiriyor. Ayrıca cansız varlıkları bile adeta canlıymış gibi kişileştirmesi ve dili bükerek yarattığı ritim, okuma deneyimine ayrı bir yoğunluk katıyor.
Buna rağmen Derda bölümü bana biraz zorlayıcı geldi. İkilerinin yollarının kesişmesi tematik olarak anlamlı olsa da bana fazlasıyla tesadüfi gibi geldi. Olaylar fazlasıyla çıplak ve sert bir şekilde sunulduğu için okurken fazla sarsıldım. Yakın zamanda Günday’ın başka kitaplarına yönelmem pek olası değil.
Ya hayatlarının anlamını bulamayanlar? diye söze girmişti Kızılderili. "Onlar ne olacak?" " Onlar da göğüslerinde bir et parçasıyla canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da yaşamak demeye devam edecekler!"