Burada dikkatimi düşüncelerinden,sanrılarımdan,hep aynı şeylerden ayırabilecek hiçbir şey yoktu.Ve amaçladıkları da zaten özellikle buydu-düşüncelerimi yutacak,yutacaktım,ta ki boğulana ve sonunda onları kusmaktan başka çare bulamayana kadar,her şeyi söyleyene,istedikleri her şeyi söyleyene,kanıtları ve insanları teslim edene kadar.
Gestapo'nun her sorgusunun ardından bu kez aynı acımasızlıkla kendi düşüncelerimi sorgulamanın,araştırmanın ve karşısındakine acı vermenin işkencesini uygulamayı üstleniyorlardı ve böylesi daha da acımasızdı, çünkü öteki sorgulamalar ne de olsa bir saat sonra son buluyordu,oysa bu ikincisi,içinde bulunduğum yalnızlığın alçakça işkencesi nedeniyle hiç bitmiyordu.
Bize hiçbir şey yapmadılar-sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler,çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.
Hayatım boyunca tek bir düşünceye saplanıp kalmış,monoman insanların her türü hep dikkatimi çekmiştir,çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir;özellikle dünyaya sırt çevirmiş gibi gözüken bu tür insanlar,özel malzemeleriyle kendilerine karıncalar gibi tuhaf ve gerçekten bir defaya özgü küçük bir dünya modeli inşa ederler.
Baba denilince yarım büyümüş olanların içinde cız eden bir yara vardır.Ama insan yaşamaya mecbur bir varlık olduğu için acıya alışmak zorundadır,şükretmek zorundadır.Ben de üç yaşımdan bu yana böyle yaptım.Babamın olmaması benim veya annemin tercihi değildi.Bu hayatta kendi seçimlerini herkes kendi yapıyor.Ve bu seçimler insanın insanlık kumaşını belirliyor.Biz çok dikiş tutmayacak kumaşlara bulunmaz Hint kumaşı muamelesi yaptık.
Şunu da belirtmek istiyorum ki adamlık kelimesi özellikle erkekler için söylenen bir kelime değildir.Ne kadınlar var evlatlarına hem annelik hem babalık yapan.Bazı erkeklerin işte o kadınlardan öğreneceği çok adamlık var.Ben yetim büyüdüm.Üç yaşımdan bu yana baba sevgisi nedir bilmedim, görmedim, hissetmedim.Aşkı,sevgiyi ve birçok şeyi çok güzel bir şekilde anlatabilirim ama söz konusu "baba" olduğu zaman dilim tutulur,susar kalırım öyle.Çünkü bu yara kimsenin iyileştiremeyeceği izler bıraktı bende.Ve ben bu yaraları yıllarca kendim iyileştirmeye çalıştım.
Baba kelimesi derin bir yaraydı,artık kabuk bağladım.Benim için babalar günü bir anlam ifade etmiyor.Yıllarca annem yanımdaydı gölgesi bile yetiyor.
"Yıllardır evlatlarına hem annelik hem de babalık yapan adam gibi kadınlara da selam olsun."