Kitabı bitirdikten sonra " En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlardan çıkar. " sözü geldi aklıma. Tam anlamıyla kitabı yansıtmıyor olsa da çıkarılabilecek derslerden biri.
Kitabi okurken, yazarla özdeşim kurup uzun yaşıyor olabilmenin cazibesine kapildiginizi hissettiğiniz anda aslinda alba olmanin yani diger insanlara nazaran cok daha fazla bir ömre sahip olmanin acı yanlarını da yüzünüze bir tokat gibi yersiniz.
"Sandalyede gözleri bağlı oturan adamın yanında ayakta duran iki kişi vardı. Bunlardan biri, adamin şakağina silahı dayayarak 10'dan geriye doğru saymaya basladi ve 1 dediği anda tetiğe basmak yerine, adamın kaçmasına izin verdi. Yanındaki adam, silahi tutan adama neden böyle bir şey yaptığını sorduğunda şu cevabı verdi: Yarın hayatının en güzel kahvaltisini yapacak." Kitabımız da bir nevi bunu öğütler gibi. Yaşamin kıymetini ancak onu kaybetmeye en yakın olduğumuz anda anlarız.
İnsanın gerçekleştirdiği her davranışın önce kendi ruhuna iyi gelmesini amaçlandirdigini savunan, bireyin özgür bir iradeye sahip olmadığını, tasarlanmış bir makine gibi yaşamını sürdürdüğünü belirten yaşlı adamla; ona sorular soran genç adamın diyaloglariyla geçen metin, özgür irade konusunda Libet deneyini de akıllara getiriyor.
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
Rus bürokrasisinin insanların içindeki kibri ortaya çıkarmasinda önayak olduğu izlenimini verdiren eserde, karakterimiz Akakiyeviç sessiz sedasız bir yasam sürüp arkasında bir çığlık bıraktırmış. Nedense aklıma Barış Manço'nun "Kul Ahmet'in Ceketi" eserini hatırlatmıştır.