aleyna

aleyna
@Asterionn
Puan vermedi·96 syf.··
2024 5. kitabı
Kitap, “ilk köy romanı” ünvanından da anlaşılacağı gibi köy hayatını ve zorluklarını anlatıyor. Yazar 19-20. yüzyıl gerçeklerini, köy hayatını ince ince işlemiş. İlk okuyuşta basit bir öykü gibi gelse de köylülerin yaşam zorluğunu, geçim derdini çok iyi yansıtmış. Kısa bir kitap olsa da hiçbir sahne alelade yazılmamış, her cümlesi adeta yaşamın bir aynası. Bütün olaylara ufak ufak değinilmiş (Evlilik, borçlar, yalnızlık gibi...). Metindeki konuşmalar köylü ağzıyla yazılmış. Tek oturuşta bitirilebilinecek, anlaşılması basit bit kitaptı.
Edebiyat
KarabibikNabizade Nazım · Çağrı Yayınları · 201411,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·170 syf.··
2023 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2023 23:07
Bir yanda eserlerini okumayı hep olgun yaşlarıma ertelediğim Nietzsche var, diğer yanda modern klasiklere ve düzenli kitap okumaya beni teşvik eden Zweig var. Yakın zamanda Nietzsche okumak istiyordum. Okumaya başlamadan önce onu biraz tanımaya karar verdim. İnternetten basit bir araştırma ile hayatını öğrenebilirdim, yaşadığı zorlukları öğrenebilirdim ama tabii ki de bir biyografi tadı vermeyecekti. Hele ki bu biyografiyi Stefan Zweig yazdıysa asla o tadı alamayacaktım. Kitapta kimi yerlerde Nietzsche'nin söylediği bazı sözlerin derinine inilirken; yani bunu ne yaşayıp ne düşünüp söylediğini anlatırken, diğer yandan hayatı anlatılıyor. Ben anlatıda pek kalamadım birçoğu gözlerimin önünden geçti izledim. Nietzsche'nin okul yıllarını izledim, kitap yazışını, hastalığını, yalnızlığını izledim. Yazan Zweig olunca okurken izliyorsunuz işte. Kitabın türü biyografi olduğu için içeriği anlatmaya gerek yok. Ben akıcı buldum, ilgi çekiciydi. Nietzsche'nin hayatını bilenler bile bu esere şans verebilmeli bence. Verdiği hissiyat çok yüksekti. Zweig'ın yazdığı bir biyografi de olsa, duygulara dokunmadan bırakmıyor. Bu yazarın birçok öyküsünü okudum ama bu ilk biyografiydi. Kesinlikle son olmayacak. Bayıldım
NietzscheStefan Zweig · Zeplin Kitap · 20181,654 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2023 48. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2023 17:58
Ders verici nitelikte bir Halil Cibran kitabı daha. Bu yazarı ne kadar sevsem de, öğretilerini doğru bulsam da kendini yenileyerek yazdığını düşünmüyorum. Şuana kadar birçok kitabını okudum ama okuduğum hemen hemen bütün kitaplarında aynı tarzda yazıyor. Bu kitapta farklı gelen şey öğretirken daha eğlenceli olmasıydı. Minimal öykülerden oluşuyor okurken birçoğunun sonunda tebessüm edebilirsiniz. Kendini yenilemeden devam etmesinin yanında sürekli kendini tekrarlayan bir yazar. Gezgin 'de daha önce okuduğum kitaplarıyla alakalı ya da bağlantılı birçok hikaye gördüm ve hemen hatırladım. İlk okuduğumda aynı şeyi tekrar okuyormuşum gibi bir dejavu yaşasam da aslında yazarın diline, anlattıklarına, hikayelerine hakim olmak ister istemez onunla bağ kurmamı sağladı. Daha önce Halil Cibran okumayan insanlar bu kitapla başladığında onu hafife alabilirler, eğer onu anlamak istiyorsanız Ermiş , Ermişin Bahçesi gibi eserlerden başlamak daha doğru olur. Çünkü Gezgin'de tek sayfalık minimal öyküler yer alıyor, eğer ben de Halil Cibran'ı bu kitapla ilk defa okuyor olsaydım "ben ne okuyorum" diye bir tepki verebilirdim ama onu tanıdığım için diğer hikayeleriyle buradakiler arasında bağlantı kurup daha iyi anlıyorum. Hatta hatırladığım zamanlarda tebessüm ediyorum zaten kitabı tebessümle bitirdim. Benim bu kitapta en beğendiğim öykü "İki Avcı" öyküsüydü. Ara sıra okumak için buraya bir hatırlatma bırakıyorum: sevinç ve keder ormanda vakit geçirirken iki avcı avlanmaya çıkıyor, avcılardan biri sevinç ve kederi göstererek ”orada iki kişi var görüyor musun” diyor. Diğeri ise sadece birini görüyor. Bunun üzerine aralarında basit bir tartışma geçiyor. Sevinç ve kederi beraber gören adam arkadaşının kör olduğunu düşünüyor, yalnızca birini gören avcı ise arkadaşının çift gördüğünü düşünüyor. Bu
GezginHalil Cibran · Martı Yayınları · 202114,1bin okunma
3/10
·112 syf.··
2023 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2023 15:11
Ana karakter bir parti evinde hiç tanımadığı bir adamla karşılaşıyor ve sarhoş olduğunu fark ederek onu ortamdan uzaklaştırmaya çalışıyor. Kitabın devamı manzaralar eşliğinde geçen sohbetlerden ibaret.. Okurken sıkıcı gelebilir, evet gayet sıkıcıydı. Kısa olmasına rağmen 5 günümü aldı, kesinlikle akıcı değildi. Zaten Kafka'nın kitaplarından fazla akıcılık beklenemez. Kafka kitaplarında insanların ruh halini öyle güzel işliyor ki olaylar geri planda kalıyor. Bu kitabın içinde geçen birkaç önemsiz hikaye vardı (şişman adam, yaşlı kadın hikayeleri) okurken ne anlatmak istediğini anlamak istedim ama aslında anlatılan şey her zamanki gibi bir olay değil kişilerin ruh halleriydi.. Ana karakter sürekli yeni bulduğu dostunu bırakıp eve gitmek ya da onunla kalıp ona destek olmak arasında gitgeller yaşadı. Diğer karakter ise yarı sarhoş, aklı beş karış havadaydı. Bu kitaba adını veren mücadele, bence insanın kendisiyle; obsesif, takıntılı, iki uçlu duygularıyla olan mücadelesiydi. Kitabın sonunda anlıyoruz ki insan hiç tanımadığı birinin fikirlerini dikkate alıp anlık bir hisle kendine zarar verebilirmiş ya da hiç tanımadığı biri için kaybetme korkusu yaşayıp endişelenebilirmiş.. Bu kitabı 3-4 sene önce alıp okumuştum o zaman pek bir şey çıkaramamıştım bu yüzden bir sonraki yaşlarıma ertelemiştim. Şimdi yeniden okudum, yine daha önceki gibi akıcı gelmedi ama bu kez kafkayı daha iyi tanıdığım için neye odaklanmamızı istediğini anladım. Bir sonu olmasını isterdim çünkü yarım kalmış bir hikayeydi.. Şuraya kitabın başında yazan biyografiden hikayenin neden yarım kaldığına dair bir parça bırakıyorum. "Kafka dostu Max'ten, ölümünden sonra yazdığı her şeyi yakmasını istedi. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla aynı fikirde değildi
Bir Mücadelenin TasviriFranz Kafka · Tutku Yayınevi · 20172,521 okunma
10/10
·314 syf.··
2023 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2023 00:46
Montaigne 16. yüzyılda Fransa'da yaşamını geçiren, deneme türünün kurucusu ilan edilen yazardır. Kitaptan önce oluşturulma sürecine değinmek istiyorum.. Montaigne'nin Denemeler'i 5 tane çocuğunu kaybettikten sonra inzivaya çekilip yazdığı düşünülüyor. Söylentilere göre babadan zengin olan Montaigne, hayatını hiç çalışmadan da servetiyle geçirebilirmiş. Çocuklarını kaybettikten sonra hayatın anlamını sorgulamaya başlıyor ve satın aldığı ormandaki çiftliğin kulesine kapanıp yıllarca hem okuyor hem de denemeleri yazıyor. Denemeler Türkçe'ye ilk defa 1947 yılında çevrilmiş. Aslında Denemeler'in orijinali 3 kitaptan oluşmakta. (1. Kitap, 1571-1580 yılları arasında yazılan pasajlar - 1580'de yayımlandı 2. Kitap, 1580-1588 yılları arasında yazılan pasajlar - 1588'de yayımlandı 3. Kitap, 1588-1592 yılları arasında yazılan pasajlar - 1595'te yazarın ölümünden sonra yayımlandı.) (Montaigne'nin bu arada yazıları değiştirdiği/düzenlediği de olmuş. Bir alıntı bırakıyorum buraya.. "Kendi yazılarımda bile her zaman, ilk duyduğum, düşündüğüm şeyleri bulamam. Burada ne demek istemişim acaba derim; değiştiririm çok defa ve kaybettiğim ilk anlamını yerine ondan değersiz bir yenisini koyduğum olur. Aynı yolda bir gider bir gelirim: düşüncem her zaman ileri götürmüyor beni; bir o yana, bir bu yana yalpalıyor gelişigüzel." S102) Benim okuduğum Sabahattin Eyüboğlu çevirisiyle yazılmıştı. Eyüboğlu, 3 kitaptan birbirine benzer konuları aynı başlık altında toplayıp derlemiş. Bu yüzden kafa karışıklığı yaşamadan konudan konuya gitmeden her başlık altında anlatılanı daha iyi anladığımı düşünüyorum. 400 yıldır değerini korumakla kalmayıp daha da arttıran bu eseri okuyunca hâlâ aynı sorunlarla baş etmeye çalıştığımızı anladım. İnsanlar çoğalıyor, gelişiyor, değişiyor ama insanlığın sorunları
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,6bin okunma