Yüzümün durgun sudaki yansımasına eğildim. İncecik akıntıyla usulca kımıldayan, eğrilip bükülen yüzeydeki öteki ben'imi gördüm. Zamanın içinde eyleşen cismimi. Belleğimi. Ben olan ve olmayanı. Tanıyabilmek için iyice yaklaştım ona. Bir zamanlar bana çok yakın görünen ama nedense artık yüzümden yüz çevirmiş bulunan bu adamın gözlerine baktım uzun uzun. O kadar yakından , doğrudan ve uzun baktım ki yabancılaştı bakışları. İri, hareli, yeşil, berrak yüzeylerindeki ışık karardı ve bu karanlık beni kuvvetle kendine çekerek içimin derinliklerine doldu. Kendimi geri almaya çabaladım ama başaramadım. İnanılmaz bir hızla boşluğa yuvarlandım. Yutuldum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yalnızlığımın kapıları sonsuzluğun bahçelerine açılıyor, ama hayallerimde bile yok gelen giden- gene de yararsız şeylere sonsuza dek açık kalacak, ebediyen, sahteliği seyredecek o demir parmaklıklar...
Mutsuzluğunun farkında olmayan bunca insanın mutluluğu beni ürpertiyor. İnsani hayatları, gerçekten duyarlı olsalar sonsuz acı verecek olaylarla dolu. Ama gerçekte bitkisel hayatta olduklarından, yaşadıkları şey ruhlarına değmeden uçup gider, varoluşlarını dişi ağrıyan, ama aynı zamanda müthiş bir servete sahip adamınkiyle kıyaslayabiliriz.- Farkında bile olmadan yaşamaktır o servet.
İçimdeki her şey ölüyor- hatta düş kurabildiğime olan güvenim bile! Ne yaparsam yapayım, fiziksel olarak kendimi iyi hissedemiyorum. Gönlümün kaydığı bütün dinginliklerin, ruhumu parçalayan sivri köşeleri var.