Aşkta gurur olmaz mı cidden, birbirine zıt mıdır bu ikisi? Aşk ve ilişkiler iki kişilik değil midir? Peki ya o kişilerin çevresi, hayatı, ailesi... Etkilemez mi bunlar? İlk birkaç sayfadan sonra çoğu karakterin özelliklerini rahatlıkla tahmin edebileceğimiz bir kitap. Gururundan asla taviz vermeyen, insanları yaşadığı ortama göre yargılayan ve yanına "bazı özelliklere" sahip olmayan insanları yakıştırmayan birisi de olsa aşk gurur tanımıyor. Yeri geliyor kendine gururun kalmayacak bir duruma düşüyorsun ama yine de aşkından vazgeçemiyorsun. Bence aşk insanın zaafı. Ve zaaf da insana en çok taviz verdirten şey. Bu ister gurur olsun ister özsaygı... Aşık olan insan kendinde yeni bir ben keşfeder. Ne yargıları ne de prensipleri anlam ifade etmez. Aşk ile en çok zıtlaşan insani durum da gurur. Kitapta ne olursa olsun, unutmaya çalışsan da, kaçsan da gerçekleri yüzüne yüzüne vursan da en sonunda aşk galip geliyor.
Gerçek hayatta da böyle midir? Sevgi için kendimizden ne kadar feda ederiz, ne kadar etmeliyiz? Sınırı var mı? Çoğu mu kötü azı mı? Peki en önemli soru: Hep aşk mı kazanır yoksa sadece kitaplarda mı böyledir?
"Geçmişin sadece hatırlamaktan zevk aldığınız kadarını düşünün."