Herkese merhaba!
Kusursuz, bir rodeonun menajerliğini - bebek bakıcılığını- yapan Summer ve artık kalpsiz gibi davranan erkek karakterlerden sıkılmışken yara bandı gibi gelen rodeo Rhett'in tatlı aşkını konu alıyor. Sıkmadan ilerleyen, aşırı klişelere boğmadan ilerleyen, çerezlik bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitabın en sevdiğim yanı kesinlikle Rhett'in bir centilmen olmasıydı. Yani, gerçekten centilmen! Bakıcılığını yaptığı için Summer'dan hoşlanmadığı ilk zamanlar bile ona kaba davranmamak için elinden geleni yapması çok güzeldi. Bir diğer güzel yanı da Summer'ın karakteriydi. Güçlü kadın karakterleri her zaman sevmişimdir, Summer'ın işini hakkıyla yapmaya çalışan, omuzları dik ve kendinden emin tavırları saf kadın karakterleri gölgesinde bıraktı.
Rodeo yapılan sahneler belki okuyucu sıkılmasın diye kısa kesilmişti ama ben o anki heyecanı daha çok görmek isterdim. Ana olay bu olmasına rağmen üstten anlatılmış gibiydi. Bir de Summer'ın baştaki Rhett'e karşı olan destekleyici tavrının azalması ve biraz anlayışsız davranması pek de tatmin etmedi. Bu kadar destekleyici bir erkek arkadaş bu derece sert bir tepkiyi hak ediyor muydu? Bilinmez.
Ana hatlarıyla kötü olmayan fakat daha çok çerezlik olarak okunabilecek türden bir hikayeydi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Tam burada iki tanesi birbirine o kadar yakın ki, tek bir taneymiş gibi görünüyor."
"Çift yıldızlar gibi," diye mırıldandım.
"Çift yıldız ne?" Parmağı bahsettiği yerin üzerinde şefkatle gezindi.
"Gökyüzüne baktığımızda bize tekmiş gibi görünen iki yıldız. Aslında iki taneler. Çekimsel kuvvetle ikisi bir arada, sürekli birbirinin yörüngesinde dönerler."
"Biraz bize benziyorlar sanki, bir aradalar," dedi düşünceli bir şekilde.
"Sen çok daha iyisini hak ediyorsun Summer. Sanki kendini her zaman gülümsemeye ve mutlu olmaya zorlamakla o kadar meşgulsün ki, ne zaman sinirlenmeye hakkın olduğunu bile anlamıyorsun."