Bildiğim tek şey varsa, o da sevgimi kazanmalan için, doğmuş olmalarının yetersiz olduğudur. Sevgimi hiç kimseye laf olsun diye, sebepsiz yere veremem. Şans eseri yanımdan geçen, yanimda duran, yanımda doğup yaşayan kimse onun sahibi olamaz. Ben sevdiğim insanlara sevgimle şeref veririm. Şeref ise kazanılması gereken bir şeydir. Bunun yolu da söyleneni düşünmek, istenileni söylemek, emredileni istemek, kısacası yaşamak için yerde sürünmeye rıza göstermek olamaz.
Üzerinde durduğum şu yerin, dünyanın merkezi mi, yoksa ebediyette kaybolmuş bir nokta mı olduğunu bilmiyorum ve bilmek istemiyorum. Çünkü aldırmıyorum. Bildiğim tek şey burada iken sahip olduğum huzur ve saadet. Saadetim o kadar yüksek ki daha üstün bir hedefin peşinde koşmaya bile ihtiyacım yok. Saadetim, herhangi bir sona giden bir vasita da değil. O; gidilebilecek en son nokta, ulaşılabilecek en büyük hedef. Kendi kendimin hedefi, kendi kendimin sebebi...
Bunları niye düşünüyoruz ki? Nasıl olsa günlerimiz sayılı değil mi? Büyük ve sessiz ağaçların arasından bizi bekleyen akıbete doğru yürüyoruz. Ama şurası da bir gerçek ki arkamızda bıraktığımızdan ötürü pişmanlık duyacağımız hiçbir şeyimiz de yok. Öyle mi acaba?
"Bütün insanlar tarafından kabul edilmeyen şeyler doğru olamaz.” dediler.
Enternasyonal 1-5537 “Bu kuvveti bulurken yalnız mıydınız?” diye sordular.
"Evet," diye cevap verdik.
"Bilmiyor musunuz, kolektif olarak yapılmayan hiçbir şey iyi olamaz?” dediler.