Victor Hugo XIX. Yüzyılın, hatta dünya edebiyatının en büyük sanatçılarından birisidir. Sanatçı kimliğinin yanında siyasetle de içli dışlı olan Hugo bundan dolayı sürgün cezası yemiş, cezası bitse de imparatorluğun yıkılmasından önce ülkesine dönmemiştir. Aslında bu hareketi bize onun inandığı davada ne kadar inatçı olduğunu gösterir.
1862 yılında yayımlanan Sefiller aslında Hugo’nun Notre-Dame’ın Kamburu ile “din” Deniz İşçileri ile “doğa” ve Sefiller kitabıyla da “toplum”u anlatan hem en popüler hem en çok sevilen hem de en görkemli ayağıdır. Hasan Ali Yücel dizisinde kitaptan önce “İtalyan Yayıncıya Mektup” adlı harika bir bölüm yer alıyor. Burada Hugo kitabı İtalya da basacak yayıncıdan” bu Fransız kitabı işimize ne yarayacak” sorusuna verdiği cevabından oluşur. Onlarca ön sözden değerli olan bu yazıdan kısa bir kesit paylaşmak isterim. “Toplumsal sorunlar sınırları aşıyor. İnsan türünün tüm dünyayı kaplayan o geniş yaraları dünya haritasındaki mavi ya da kırmızı çizgilerde durmuyor. Erkeğin cahil ve umutsuz olduğu, kadının ekmek için bedenini sattığı, çocuğun kendini eğitecek bir kitabın, kendini ısıtacak bir ailenin yokluğunda acı çektiği her yerde Sefiller kitabı kapıyı çalıp şöyle diyor: Sizin için geldim, sayfalarımı çevirin.”
Aslında bu kesit Sefilleri bize özetliyor. Sefiller; adalet, suç, ceza, toplumsal eşitsizlik, sefillik, aşk, nefret, kıskançlık… Bu kitap, insan ve toplum kümesinin kesiştiği her konuyu içinde barındırıyor ve bunları inanılmaz bir dil ve dahiyane bir kurguyla bize sunuyor. Kitabın içeriğinde devamlı kurgu kesilip tarihi bilgiler veriliyor, bu şahsen arada sıkılmama sebep olsa da, kitap bittiğinde bu bölümlerin bütünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu anladım.
Uzatmayalım ve toparlayalım sefiller kitabı her insanın okuması gereken