Atacan Ağüzüm

Atacan Ağüzüm
Yarım porsiyon aydınlık.
Martin Eden – Umudun trajik masalı…
9/10
·520 syf.··
2021 23. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2021 18:37
Mart… Bir mücadelenin öyküsü mü? Hayır. Martin Eden umudun trajik masalıdır. Kitap yayımlandıktan yıllar sonra Jack London şöyle bahseder kitaptan; “ben bu kitabı bireyciliğe eleştiri olması maksadıyla yazdım, demek ki becerememişim çünkü kimse anlamadı.” İnsanların bireyciliğin yüceltildiğini düşündüğü bu eser aslında bir taşlama idi. Son bölümde Mart’ın intiharı bu eleştiriyi destekliyor gözükse de bende kitabı okurken bireyciliği eleştirdiğini düşünmedim. Sanki Mozart edası ile bir bireycilik senfonisi gibi kulaklarımda yükselmişti martin. Her ne kadar eserin sonunda martin ölse de bu onun ve onun savunduğu değerlerin yanıldığının kanıtı olmaz, olamaz. Çünkü martin tatminlik ile ölmüştü. O ona inanmayanlara göz kırparak ölmüştü. Onun kaybettiği ne vardı ki? değersiz insanlarla geçireceği değersiz bir hayattan başka. O sadece bunu tercih etmek istemedi. Martin bir “ubermesch”’ti. O burjuvazi putlarının alacakaranlığından sıyrılan bir ışıktı. O günlük hayatta yaşadığımız hayal kırıklığının bir roman karakterine bürünmesi. Hepimizden bir parçaya sahip martin. Hepimiz yaşamışızdır bunu, bir olguyu ya da bir kişiyi tanımadan onun hatasız olduğunu düşünürüz. Aşk’tır bu, çünkü aşk bilinmeyene duyulan bir arzudur. İnsan sadece ve sadece tanımadığına birisine âşık olur. Çünkü bilmediği özellikleri kendi arzusuna göre doldurur ve o kişinin üstüne aslında var olmayan bir “şey” yaratır. İşte martin de tıpkı bunları yaşamıştır. Düz yolda bile yürüyemeyen bir denizci iken başını kaldırıp bir burjuva kızına vurulmuş. Ona ulaşmak için o kadar çaba sarf etmiş ki basamakları çıktıkça o derin ve entelektüel olarak tahayyül ettiği burjuvazinin. Donuk samimiyetsizliğine tanıklık etmiş. Her şeyin statü için yapıldığı bu dünyaya giren martin bu kadar çabanın bu alacakaranlık için
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
THE FOUNTAINHEAD
10/10
·984 syf.··
2021 8. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2021 23:53
AYN RAND THE FOUNTAINHEAD Objektivizm felsefesinin kurucusu olan Ayn Rand (1905-1982) yazdığı, Yaşamak İstiyorum (We the Living), Ben (Anthem), Hayatın Kaynağı (The Fountainhead) ve Atlas Silkindi (Atlas Shrugged) kitapları ile rasyonel bir egoizmi savunur. Onun savunduğu egoizmin günümüz yozlaşmış egoizm ile alakası yoktur. O bireyin bağımsız ve tek olmasını savunur. Romanlarında karşımıza çıkan karakterlerin ortak özellikleri kendi özgünlükleri ve yetenekleri sonucu toplumdan dışlanmalarını ve çatışmalarıdır. Ama bu çatışmalar karakterlerin yüzünden değil rasyonel davranıp içinden geldiği, inandığı gibi çalışmasından kaynaklanır. Zaten Rand’a göre rasyonel akıllar için çatışma olanaksızdır. Kahraman yaşadığı bu dışlanma ve tepkiye rağmen bildiği, inandığı yoldan vazgeçmez. Rand’a göre bu insanlar onun tasavvurundaki ideal insanlardır. Bir nevi Rand’ın “Ubermensch”leridir. Rand’a göre toplum bu insanlar sayesinde gelişir. Ona göre gruplar icat çıkaramaz kişiler çıkarır. Ayn Rand’ın savunduğu değerleri anlamanız için anlattıklarım doğrultusunda birkaç alıntı ekliyorum. "Binlerce yıl önce, birisi ateş yakmasını keşfetti. Herhalde insan kardeşlerine ateş yakmayı öğretti diye, o ateşte yakmışlardır onu. İnsanların korktuğu bir şeytanla işbirliği yapan kötü biri olarak görülmüştür. Ama ondan sonra, insanların ısınmak için, yemeklerini pişirmek için, mağaralarını aydınlatmak için bir ateşi olmuştur. O adam onlara, akıllarına gelmeyen bir hediye bırakmış, karanlığı yeryüzünden kaldırmıştır. Yüzyıllar geçmiş, derken biri tekerleği icat etmiştir. Herhalde o da insan kardeşlerine öğrettiği tekerleğin çarkında parça parça edilmiştir. Yasak şeylerle uğraşan bir küstah olarak görülmüştür. Ama ondan sonra, insanlar artık ufukları aşarak yolculuk edebilmeye başlamışlardır. Bu
Hayatın KaynağıAyn Rand · Plato Film Yayınları · 20133,728 okunma
HAYVANLAŞAN İNSAN(LAR)
9/10
·420 syf.··
2021 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2021 23:10
Hayvanlaşan İnsan Émile François Zola tarafından 1890 da yayımlanan, Paris ve Le Havre demiryolu hattındaki aşk ve cinayet hikayesidir. İncelemeye başlamadan önce inceleme başlığında bana ilham veren Esra dostuma sevgilerimi iletiyorum. 2 Nisan 1840, – 29 Eylül 1902 yılları arasında yaşayan Zola dünya edebiyatında natüralizm akımının öncüsüdür. Yazar yalnızca edebi kimliğiyle değil başkaldırıcı tavrı ile 19. Yüzyıl edebiyatına Dreyfus tartışmasında takındığı tavırla oturmuştur. Fransız ordusunda haksız yere casuslukla suçlanıp askeri mahkemede yargılanan Yahudi asıllı yüzbaşı Dreyfus’u 1897'deki davada hükûmetin bütün baskılarına rağmen savunan Zola, Fransa devlet başkanına hitaben "İtham Ediyorum" makalesini yayınladıktan sonra baskılardan dolayı Fransa'yı terkedip bir süre Londra'da yaşamak zorunda kalmıştır. Çabaları sonucunda Dreyfus Davası'nın yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Bu olaydan sonra Zola ulusal kahraman haline gelmiştir. 1902 yılında otel odasında duman zehirlenmesinden ölen Zola başkaldıran, sorgulayan diğer aydınlar gibi şaibeli bir şekilde ölmüştür. Hayvanlaşan İnsan ismini son derece hak eden sayılı kitaplardandır, kitabı 50’li yaşlarında yayımlayan Zola kaliteli tasvirler, harika metafor ve benzetmelerle olgunluk döneminin marifetlerini kitaba harika bir şekilde aktarmış ve İnsanın öldürme, aşk, kıskançlık gibi duygularının esiri oldu mu nasıl hayvanlaştığınım, mantık çerçevesini nasıl parçaladığını, natüralist kalemiyle harika gözlemler ve deneylerle bize aktarmıştır. Yazıldığı dönem itibariyle sanayileşen Fransa’yı bize İnsanların hayvansal içgüdüleri ile birleştirerek lokomotifler üzerinden anlatmıştır. Kitabın bu bölümlerinde o atmosfer, lokomotifin hırlayışı, raylarda çıkardığı ses hala kulaklarımda çınlar. Zola
Edebiyat
Hayvanlaşan İnsanEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,959 okunma
Her Şeyin Romanı: Sefiller
10/10
·1724 syf.··
2021 5. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 14:48
Victor Hugo XIX. Yüzyılın, hatta dünya edebiyatının en büyük sanatçılarından birisidir. Sanatçı kimliğinin yanında siyasetle de içli dışlı olan Hugo bundan dolayı sürgün cezası yemiş, cezası bitse de imparatorluğun yıkılmasından önce ülkesine dönmemiştir. Aslında bu hareketi bize onun inandığı davada ne kadar inatçı olduğunu gösterir. 1862 yılında yayımlanan Sefiller aslında Hugo’nun Notre-Dame’ın Kamburu ile “din” Deniz İşçileri ile “doğa” ve Sefiller kitabıyla da “toplum”u anlatan hem en popüler hem en çok sevilen hem de en görkemli ayağıdır. Hasan Ali Yücel dizisinde kitaptan önce “İtalyan Yayıncıya Mektup” adlı harika bir bölüm yer alıyor. Burada Hugo kitabı İtalya da basacak yayıncıdan” bu Fransız kitabı işimize ne yarayacak” sorusuna verdiği cevabından oluşur. Onlarca ön sözden değerli olan bu yazıdan kısa bir kesit paylaşmak isterim. “Toplumsal sorunlar sınırları aşıyor. İnsan türünün tüm dünyayı kaplayan o geniş yaraları dünya haritasındaki mavi ya da kırmızı çizgilerde durmuyor. Erkeğin cahil ve umutsuz olduğu, kadının ekmek için bedenini sattığı, çocuğun kendini eğitecek bir kitabın, kendini ısıtacak bir ailenin yokluğunda acı çektiği her yerde Sefiller kitabı kapıyı çalıp şöyle diyor: Sizin için geldim, sayfalarımı çevirin.” Aslında bu kesit Sefilleri bize özetliyor. Sefiller; adalet, suç, ceza, toplumsal eşitsizlik, sefillik, aşk, nefret, kıskançlık… Bu kitap, insan ve toplum kümesinin kesiştiği her konuyu içinde barındırıyor ve bunları inanılmaz bir dil ve dahiyane bir kurguyla bize sunuyor. Kitabın içeriğinde devamlı kurgu kesilip tarihi bilgiler veriliyor, bu şahsen arada sıkılmama sebep olsa da, kitap bittiğinde bu bölümlerin bütünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu anladım. Uzatmayalım ve toparlayalım sefiller kitabı her insanın okuması gereken
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,2bin okunma
9/10
·131 syf.··
2020 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2020 12:49
YAZAR HAKKINDA Çocukluk ve Eğitim Yılları 1873 yılının kasım ayında Fatihte doğmuştur. Babası ipekli Tahir efendi annesi Emine Şerif hanımdır. İlk ismini babası "Ragîf" olarak koydu babasının vefatından sonra annesi ve arkadaşları ona Akif olarak hitap etmeye başladılar ve o Akif ismini benimsedi. Rüştiye yıllarında Türkçe öğretmeni Kadri Efendiden etkilendi, Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Mülkiye idadisine yazıldı. Babasının vefatı ve evlerinin yanması sonucu maddi sıkıntı yaşadılar, idadiden ayrılan Akif Ziraat ve Baytar mektebine kaydoldu. Mektebin son iki yılı şiirle iyice yakınlaşan Akif spora ilgiliydi 4 yılın ardından mektebi birincilikle bitirip Ziraat Bakanlığına memur olarak atandı. Edebi Hayatı ve II. Meşrutiyetin Akif'e Etkisi Resmi Gazete ve Servet-i Fünûn Dergisinde yazıları yayımlandı. II. Meşrutiyetten sonra İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Ancak Mehmet Âkif, üyeliğe girerken edilen yeminde yer alan "Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim." cümlesinde geçen "kayıtsız şartsız" ifadesine karşı çıkmış, "sadece iyi ve doğru olanlarına'" şeklinde yemini değiştirtmişti[1]. Meşrutiyetten sonra edebiyata atılan Akif Sırat-ı Müstakim dergisinde başyazar oldu daha sonra derginin ismi değişse de Akif çoğu eserini bu dergide yayımladı. Dergi ve gazeterle de mısırlı bilgin Muhammed Abudun etkisiyle benimsediği İslam birliği görüşünü yaymaya çalıştı. Daha sonra Teşkilât-ı Mahsusa'ya, Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyeti'ne ve İstiklâl Savaşı'na Katılan Akif, Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi beyin ısrarı üzerine istiklal marşını yazdı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45'te ulusal marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500
Safahat 6 - ÂsımMehmet Âkif Ersoy · Dergah Yayınları · 2011130 okunma