Birisinin törpü gibi ince ve sivri sesi, ötekinin kalın kadın homurdanması, bende sessizliğe karşı öyle bir özleyiş uyandırdı ki, Çoban olarak bir başıma gezerken duyduğum sessizliği hatırladım. Dağda taşta insanların sahtekarlığı yoktu. Dağ Taş yalan söylemiyor, ben katıyım diye doğrusunu söylüyordu.
Okulun, diploma dışında bir şey veremediği, çocuk kalbine değil yalnızca çocuk beynine yatırım yapılan bir çağ. Bir yarışmadan çıkıp diğerine katılan, bir kurstan çıkıp başka bir kursa koşturan, araba camlarının buğusunda soluklanan çocukların çağı.