“Nietzsche’nin yolundan yürünecekse eğer, kişi kendi doğrusunu ve yanlışını yine kendisi görmek ve tespit etmek zorundadır. Bu doğru ve yanlışları görmek ya da onlardan haberdar olmak da yetmez, bunun sonucunda kendi yargıçlığımızı da yapmamızı ister bizden. Bir savcı ve hakim, bir avukat ve polis olmamızı da ister bizden. Ancak her şeyden önce iyi bir öğretmen ve öğrenci olmamızı da bekler. Her şeyin nedenini araştıran, meraklı ve bitmek bilmez bir enerjiyle bilginin peşinden koşan bir öğrenci ve yeri gelince çok sert davranan ve daima doğruları yüzümüze vuran bir öğretmen olmayı öğütler bize Zerdüşt aracılığıyla.”
“İyi ve kötü dediğimiz kavramlar insan var olmadan önce de var mıydı? Yoksa insan mı var etti bu kavramları diye düşünürüz. Bu sorular başka soruları da beraberinde getirir. Eğer bizden önce böyle kavramlar yoktu ise ve bu anlamları ortaya çıkaran yine bizlersek, aslında bizden önce olmayan bir şeyi yaratarak, yani onu yoktan var ederek, iyi ve kötü diye yargılamalarda bulunarak yine yanlışa düşmüş olmaz mıyız? İyi ve kötü dediğimiz şey bizimle beraber var olduysa eğer, onu yaratan olarak aynı zamanda onu ORTADAN KALDIRACAK GÜCE DE SAHİP OLMAZ MIYIZ?”
“Konserler ve sirkler, pazarlar ve alışveriş merkezleri kalabalıktır. Görmeyen ve duymayanlar için yapılmıştır buraları. Gördüklerini ve duyduklarını zannetsinler diye her şey çok büyük ve gürültülüdür. Bir kandırmacadan başka bir şey değildir bunlar. Herkes herkesle aynı şeyi gördüğünü ve duyduğunu düşünsün diye yapılır bunca şey. Çünkü herkesle aynı şeyi gördüğünü düşünen kendi KÖRLÜĞÜNDEN kuşku duymak zorunda kalmaz ve bu konuda hiç olmadığı kadar çok desteklerler birbirlerini.”