“İnsan ilk gençliğinde topluma karşı duyduğu ilk tepkilerinde, ona karşı çıkmış bilinçsiz kişileri (fahişeler, lümpen proletarya, serseri edebiyatçılar v.b.) gözünde yüceltiyor. Bu arada toplumcular da, kişilikleri çoğunlukla göz önünde tutulmadan hayran olunacak kişiler arasına giriyor. Sonra onların kötülükleri görülünce bu sefer toplumculuktan soğuma gibi bir ‘aykırı’ sonuç çıkıyor. Ya da kural dışı ne varsa, ‘kendini yok etme’ pahasına insan onları yaşantısına alıyor... Yeni -toplumcu- bir ‘ahlak’ düzeni kurulmadan, eski düzeni kişisel hayatında yıkmaya çalışan insanların dramdır bu.”