Sosyal medya uygulamalarının zamanımızın büyük bir kısmını çaldığı hepimizin malumu. Bunun önüne geçmek için bazı öneriler yapılmış, gerekli bilgiler verilmiş kitapta. İki aşırı uca da değinilmiş. Ekran sürenizin ne olduğu çok önemli, kimisi gerçekten teknolojinin nimetlerinden güzelce faydalanıyorken kimisi sadece tiktok, reels, video vs. izleyerek geçiriyor. Neyi ne kadar tükettiğiniz de önemli. Youtubedan ekonomi, tarih, finansal özgürlük, sanat, yabancı dil gibi konularda da videolar izleyebilirsiniz; size hiçbir şey katmayacak sadece eğlence amaçlı tüketilebilir videolar da izleyebilirsiniz.
Dijital olarak basitleşmek ve zamanı daha iyi değerlendirmek gerek. Akıp giden ömür geri gelmiyor çünkü.
Yazarı ve kitabı ilk kez duydum. 50 küsür sayfa okudum ama okudukça bir şeylerin eksik/hatalı aksettirildiğini gördüm. Bir kere ahlak dinden bağımsız bir kavram. Bir kişi ateist olduğu halde güzel ahlaklı olabilir. Kitapta ikiliklerden bahsedilirken inananlar için huzura ermiş, zorlukların üstesinden gelmeyi bilenler olarak; inanmayanlar için ise kötü, kaygılı, hayat amacı olmayanlar olarak bahsedilmiş. Yani inanmayan birisi bu hayatı bomboş yaşayan, herhangi bir amacı olmayan, aciz insanlar olarak görülüyor. İnanmayan biri kötüdür, bencildir gibi bir anlayış yanlış. İnsan sevdiklerine karşı, kendine karşı, topluma karşı sorumludur. Toplumsal hayata entegre olabilmek için kurallar konmuş mesela. Ahlak kuralları da bunlardan. Ayrıca evren hakkında 4 teori var deyip ilk 3ü yanlışsa döndüncüsü kesin doğrudur, tepeye çıkan bir yol elbet vardır gibi benzetmeler de yersiz.
Yazar hakkında sonradan yaptığım araştırmalarda da bu düşüncelerimin yersiz olmadığını gördüm. Oldukça yanlı bir eser.