Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
“1914-1945 arasında neredeyse tüm zengin ülkelerde eşitsizliklerde meydana gelen ciddi azalmanın her şeyden önce dünya savaşlarının ve onların tetiklediği (özellikle büyük servet sahiplerini etkileyen) şiddetli ekonomik ve politik şokların bir sonucu olduğunu ve bunun Kuznets'in tasvir ettiği, toplumsal kesimler arası sakin hareketlilik süreciyle pek de alakası olmadığını göreceğiz.”
Reklam
“Kuznets'in 1955 tarihli konuşma metni aydınlatıcıdır. İhtiyatlı davranmak gerektiğini ve yakın zamanda ABD'deki eşitsizlikte yaşanan düşüşün dış kaynaklı şoklarla ilgili olduğunu hatırlattıktan sonra, neredeyse önemsiz bir şey açıklıyormuşçasına, politik bir müdahale ya da dışsal şoklardan bağımsız olarak, ekonomik kalkınmanın kendi mantığının da aynı sonuca yol açabileceğini ifade eder. Düşüncesi şudur: Eşitsizlik, sanayileşmenin ilk aşamalarında artar (sanayileşmenin getirdiği yeni zenginleşmeden yalnızca azınlıktaki bir kesim yararlanabilir) ama kalkınmanın ileri aşamalarında kendiliğinden azalır (nüfusun giderek büyüyen önemli bir kesimi ekonomik kalkınmadan pay almaya başlar). Kuznets'e göre, bu "ileri aşamalara" sanayileşmiş ülkelerde 19. yüzyıl sonu ya da 20. yüzyıl başında geçilmiştir ve ABD'de 1913-1948 döneminde eşitsizlikte gözlemlenen daralma daha genel bir hadisenin parçasıdır. Dolayısıyla, yoksulluk ve sömürgecilik sonrası sorunlarla boğuşan az gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere tüm ülkeler aynı süreci er veya geç yaşayacaktır. Kuznets'in 1953 tarihli kitabında ortaya koyduğu olgular, birdenbire güçlü bir politik silaha dönüştü.Kuznets böyle bir teorinin fazlasıyla spekülatif olduğunun elbette farkındaydı.Saygın başkanlarının getirdiği bu güzel habere inanıp, onu yaymaya hazır olan Amerikalı ekonomistlere "Presidential address" [Başkanlık Konuşması] bağlamında böylesine iyimser bir teoriyi sunarken, muazzam bir etki yaratacağını biliyordu: Böylece "Kuznets Eğrisi" doğmuş oldu. Kuznets herkesin meseleyi iyice anladığından emin olmak için, ayrıca dikkatli bir biçimde, bu iyimser tahminlerin doğrudan doğruya az gelişmiş ülkelerin "özgür dünyanın yörüngesinde"kalmalarını sağlamayı amaçladığını belirtmişti. Şu halde, "Kuznet Eğrisi" teorisinin büyük
“Doğruyu söylemek gerekirse, Kuznets 1913-1948 döneminde Amerika'da yüksek gelirlerdeki daralmanın büyük ölçüde geçici olduğunun pekâlâ farkındaydı. Bu daralmayı yaratan 1930'lardaki kriz ve İkinci Dünya Savaşı'nın tetiklediği birden çok sayıdaki şoktu ve bu durumun herhangi bir doğal ya da kendiliğinden süreçle de pek ilgisi yoktu.
“ 1914-1945 arasında neredeyse tüm zengin ülkelerde eşitsizliklerde meydana gelen ciddi azalmanın her şeyden önce dünya savaşlarının ve onların tetiklediği (özellikle büyük servet sahiplerini etkileyen) şiddetli ekonomik ve politik şokların bir sonucu olduğunu ve bunun Kuznets'in tasvir ettiği, toplumsal kesimler arası sakin hareketlilik süreciyle pek de alakası olmadığını göreceğiz.”
“Kuznets, topladığı bu veriler sayesinde, gelir hiyerarşisinin üst basamaklarındaki farklı onda birlik ve %1'lik kesimlerin ABD'nin milli gelirinden aldıkları paydaki gelişimi hesaplayabilmiştir. Peki bu hesaplamalardan çıkardığı sonuç neydi? Amerika'da 1913-1948 döneminde gelir eşitsizliğinde keskin bir düşüş olduğunu tespit etti. Daha belirgin olarak, 1910-1920 yıllarında en üst, yani en zengin Amerikalıların meydana getirdiği %10'luk kesim, her yıl milli gelirden %45 ilâ %50 oranında pay almıştı. 1940'ların sonunda, aynı üst kesimin aldığı pay %30 ilâ %35 civarına düşmüştü. Milli gelirden alınan payda gerçekleşen, %10'un üstündeki bu düşüş dikkat çekiciydi.: Bu oran örneğin, Amerikalıların en yoksul %50'sinin toplam gelirinin yarısına eşitti.Eşitsizliklerin azaldığı açıktı ve bu durum su götürmezdi. Bu önemli haber, gerek uluslararası kuruluşlar gerekse üniversitelerdeki savaş sonrası ekonomik tartışmalar üzerinde muazzam bir etki yarattı.”
Reklam