“Kuznets'in 1955 tarihli konuşma metni aydınlatıcıdır. İhtiyatlı davranmak gerektiğini ve yakın zamanda ABD'deki eşitsizlikte yaşanan düşüşün dış kaynaklı şoklarla ilgili olduğunu hatırlattıktan sonra, neredeyse önemsiz bir şey açıklıyormuşçasına, politik bir müdahale ya da dışsal şoklardan bağımsız olarak, ekonomik kalkınmanın kendi mantığının da aynı sonuca yol açabileceğini ifade eder. Düşüncesi şudur: Eşitsizlik, sanayileşmenin ilk aşamalarında artar (sanayileşmenin getirdiği yeni zenginleşmeden yalnızca azınlıktaki bir kesim yararlanabilir) ama kalkınmanın ileri aşamalarında kendiliğinden azalır (nüfusun giderek büyüyen önemli bir kesimi ekonomik kalkınmadan pay almaya başlar).
Kuznets'e göre, bu "ileri aşamalara" sanayileşmiş ülkelerde 19. yüzyıl sonu ya da 20. yüzyıl başında geçilmiştir ve ABD'de 1913-1948 döneminde eşitsizlikte gözlemlenen daralma daha genel bir hadisenin parçasıdır. Dolayısıyla, yoksulluk ve sömürgecilik sonrası sorunlarla boğuşan az gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere tüm ülkeler aynı süreci er veya geç yaşayacaktır. Kuznets'in 1953 tarihli kitabında ortaya koyduğu olgular, birdenbire güçlü bir politik silaha dönüştü.Kuznets böyle bir teorinin fazlasıyla spekülatif olduğunun elbette farkındaydı.Saygın başkanlarının getirdiği bu güzel habere inanıp, onu yaymaya hazır olan Amerikalı ekonomistlere "Presidential address" [Başkanlık Konuşması] bağlamında böylesine iyimser bir teoriyi sunarken, muazzam bir etki yaratacağını biliyordu: Böylece "Kuznets Eğrisi" doğmuş oldu. Kuznets herkesin meseleyi iyice anladığından emin olmak için, ayrıca dikkatli bir biçimde, bu iyimser tahminlerin doğrudan doğruya az gelişmiş ülkelerin "özgür dünyanın yörüngesinde"kalmalarını sağlamayı amaçladığını belirtmişti. Şu halde, "Kuznet Eğrisi" teorisinin büyük