Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
Sanayi Devrimi:bu döneme dair en çarpıcı olgu, sanayi proletaryasının sefaletidir. Ekonomideki büyümeye rağmen ve belki kısmen onun yüzünden, aynı zamanda da nüfus ve tarımsal verimlilikteki artışın yol açtığı kırdan kente muazzam göç yüzünden, işçiler kentlerdeki gecekondulara yığılmaya başlamıştı. Ücretler düşük, çalışma süreleri ise uzundu. Yeni bir kentsel sefalet, daha görülür, daha şok edici ve bazı açılardan Ancien Régime'de kırsal kesimlerde rastlanandan daha aşırı bir sefalet doğuyordu. Ne Germinal, Oliver Twist ya da Les Misérables [Sefiller] ne de fabrikalarda 8 yaşından (1841, Fransa'da) ve madenlerde 10 yaşından (1842, İngiltere'de) küçük çocukların çalışmasını yasaklayan yasalar romancıların hayalgücünden doğdu. 1841 yılındaki çekingen düzenlemeye ilham veren Le Tableau de l'état physique et moral des ouvriers employés dans les manufactures [Fabrikalarda Çalıştırılan İşçilerin Fiziksel ve Manevi Durumlarının Tablosu] 1840 yılında Dr. Villerme tarafından,Fransa'da ve İngiltere'deki aynı korkunç gerçeği tasvir eden Die Lage der arbedenden Klasse in England [İngiltere'de Emekçi Sınıfların Durumu] Engels tarafından 1845 yılında yayımlandı.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Marx 1867 yılında, Ricardo'nun İlkeler eserinin yayımlanmasından tam yarım yüzyıl sonra, Kapital'in ilk cildini yayımladığında, ekonomik ve toplumsal gerçekler derinlemesine değişmiş vaziyetteydi: Mesele artık tarımın artan bir nüfusu besleyip beslemeyeceği ya da toprağın fiyatının arşa fırlayıp fırlamayacağı meselesi olmaktan çıkmış, daha çok tam bir gelişme halindeki sanayi kapitalizminin dinamiklerini anlamak meselesine dönüşmüştü.
Topladığımız verilere göre, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, eşitsizlikte herhangi bir yapısal azalma da yaşanmamıştır.1870-1914 döneminde, en iyi ihtimalle eşitsizliklerin son derece yüksek bir seviyede durması gerçeğiyle ve bazı açılardan, zenginliğin giderek yoğunlaşmasıyla dikkati çeken, durmak bilmeyen bir eşitsizlik sarmalı ile karşılaşıyoruz. 1914-1918'deki patlamanın yol açtığı büyük ekonomik ve politik şoklar olmasaydı bu gidişat nereye varırdı, bunu söylemek oldukça zordur.
Tarihsel analizin ışığında ve bugünden geçmişe bakıldığında, 1914-1918'deki patlamanın yol açtığı büyük ekonomik ve politik şokların Sanayi Devrimi'nden bu yana eşitsizlikleri azaltan tek güç olduğunu artık görebiliyoruz.
Ricardo'ya göre asıl problem, toprağın fiyatı ve toprak rantının uzun vadede geçirdiği değişimdi. Malthus gibi, onun da elinde kullanabileceği herhangi bir istatistiki kaynak yoktu. Ancak bu, yaşadığı dönemde kapitalizmi yakından tanımasına engel olmamıştı. Portekiz asıllı Yahudi banker bir aileden geliyordu ve görünüşe bakılırsa Malthus, Young veya Smith kadar politik önyargıya sahip değildi. Malthus'un modelinden etkilenmişti, ancak onu daha da ilerletti. En çok şu mantıksal çelişkiyle ilgileniyordu: Nüfus ve üretim giderek artmaya başladığı anda, toprak diğer mallara kıyasla çok daha kıt bir duruma geliyordu. Arz-talep yasası toprağın fiyatının ve toprak sahiplerine ödenen kiraların düzenli olarak artacağına işaret ediyordu. Buna göre, zaman içinde toprak sahiplerinin milli gelirden aldıkları pay giderek artacak ve nüfusun geri kalanının alacağı pay da bu nedenle giderek azalacak, bu da toplumsal dengeyi bozacaktı. Ricardo'nun buna getirdiği, mantıksal ve politik açıdan tatmin edici tek çözüm, toprak kirası üzerindeki vergilerin düzenli olarak artırılmasıydı. Bu karamsar öngörünün haklı çıkmadığını göreceğiz: Toprak rantı uzun süre yüksek seviyelerde kalmış, ancak sonunda tarımın milli gelir içindeki ağırlığı azaldıkça, tarım arazisinin değeri de diğer zenginlik biçimlerine kıyasla korkunç bir biçimde düşmüştür. 1810 yıllarında yazan Ricardo'nun, o yüzyılın devamında büyük bir önem taşıyacak olan teknik ilerleme ve endüstriyel büyümeyi öngörmesi şüphesiz olanaklı değildi. Tıpkı Malthus ve Young gibi, o da insanlığın, gıda ve tarımın baskısından tamamen kurtulduğu bir dünyayı hayal edememişti.