Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
Güçlü olmak ve statü sahibi olmak için sonsuz çabalar içine girmemizin temel nedeni­nin, toplumun üst sınıflarında yer almazsak başımıza gelecekler­den duyduğumuz korku olduğunu Kilise çok iyi bilir. Sınıfsal güce sahip olmazsak saygınlığımızı yitirmekten, insanların bizi küçümsemesinden, arkadaşlarımızın azalmasından, günlerimizi izbe ve ruhsuz yerlerde geçirmek zorunda kalmaktan korkarız.
Kitap Alıntısı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kilisede toplananlar tek tek incelendiğinde ortaya ilginç bir tablo çıkar. Burada bulunanlar, aynı yaşta, aynı ırktan gelen, aynı mesleği yapan, eğitim ya da gelir açısından aynı düzeyde olan insanlar değildir. Onlar, belli değerlere olan ortak bağlılık­larıyla bir araya gelmiş, rastlantısal olarak başka bir kilisede değil de o kilisede bulunan bir ruhlar topluluğu örneğini oluş­tururlar. Ayin, normal hayatta içinde yer aldığımız, ekonomi ve statü düzeyiyle belirlenen küçük grupların sınırlarını yıkar ve bizim çok daha geniş bir insanlık denizine açılmamızı sağlar.
Kitap Alıntısı
Kilise, zaman içinde eğitim çalışmaları ve binalarının göz alıcı mimari görkemiyle güçlendirdiği o inanıl­maz boyuttaki saygınlığıyla kendimizi yeni birine açmak için duyduğumuz utangaç arzuya boyun eğmemize yardımcı olur.
Kitap Alıntısı
Bir ateistin içinde bulunduğu doğal ortamlar arasında bir Katolik ayini yer almaz kuşkusuz. Ayindeki diyaloglardan çoğunu onun mantığı ya hiç anlamaz ya da tepkiyle karşılar. Bu ·diya­loglar sonsuza kadar sürecekmiş gibi görünür ve onun uykuya teslim olmasını çok ender engelleyebilir. Ancak yine de bu dini törenler, orada bulunanların başkalarıyla kurdukları sevgi bağ­larını incelikle güçlendiren çok sayıda öğe ile doludur ve ateist­lerin de bu öğretileri görmeleri, uygun gördüklerini de seküler dünyada kullanmak üzere ayrıntılarıyla incelemeleri iyi sonuç­lar verecektir.
Kitap Alıntısı
Modern toplum bize tek bir topluluk vaat eder, o da teme­linde mesleki başarıya tapınmanın olduğu topluluktur. Bizim her türlü kişisel özelliğimizden daha önemli olan, kartvi­zitimizde ne yazdığıdır; hayatlarını çocuklarına bakarak, şiir ya­zarak ya da orkide yetiştirerek geçirmeye karar verenler, güçlü olanların belirlediği egemen normlara uymadıkları için dışarıda bırakılacak ve marjinaller olarak görülmeyi hemen hak edecek­lerdir. Ayrımcılığın böylesine acımasız ve sert bir biçimde uygulan­dığı düşünüldüğünde, birçoğumuzun kendimizi bir şeylerden öç alırcasına mesleklerimize adamayı seçmemiz hiç de şaşırtıcı görünmüyor. Hayattaki her şeyden vazgeçip sadece işe odaklan­mak, günümüz dünyasında fazlasıyla olası bir strateji; ne de olsa işyerinde kazanılan başarıların, yalnızca fiziksel olarak hayatımızı sürdürmemiz için gerekli olan finansal kaynakları değil, aynı zamanda psikolojik olarak da ayakta kalmamızı sağlayan ruhsal gücü bize kazandırdığına inanılan bir dünyada yaşıyoruz.
Kitap Alıntısı