Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
Bazı ağır hastalıklar bilinç sapmalarına ve hatta bilincin tüm ola­rak yitirilmesine yolaçtığı gibi, bedensel duyu organla­rının harap olmasıyla düşünceler de ortadan kalkar. Bu da göstermektedir ki, manevî olgular maddî olgulara dayanır.
Kitap Alıntısı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Marx'a göre, toplumdaki asıl bölünmeler ve sonuçta oluşan toplumsal · taba­kalaşmanın tüm biçimlerinin temelleri ekonomik niteliktedir, yani özel mülkiyete sahiplikle ilgilidir. Marksist sosyolojiye göre toplumlardaki eşitsizlik, bölünme, hiyerarşi ve aynmların nedeni, asıl olarak ekono­mik ilişkilerde bulunabilir. Aynca, bu ekonomik ilişkiler, ancak tarih­sel çözümlemeyle anlaşılabilir. Bu nedenle Marksist sosyoloji çoğu zaman 'tarihsel materyalizm olarak tanımlanır. Oysa, Weber'in çalış­malarını izlediğimizde, toplumsal tabakalaşmanın birçok boyutunun (ömeğin güç/iktidar, ekonomik ve kültürel farlılıklar) olduğunu görü­rüz. Bundan dolayı, daha karmaşık ve kapsayıcı bir toplumsal tabaka­laşma kuramına gereksinimimiz olduğu söylenebilir.
Kitap Alıntısı
Yemek törenlerinden bu noktada söz etmek gerekti, çünkü mo­dern çağda topluluk ruhundan yoksun olduğumuz özellikle yemek yeme biçimimizde açığa çıkıyor. Çağdaş dünyada arka­daşlarımızla birlikte güzel yemekler yiyebileceğimiz yerler tabii ki var -sadece restoranlarının sayısı ve niteliğiyle övünen kentler bile var günümüzde- ancak yabancıları arkadaşlara dönüştüre­bileceğimiz yemek yeme yerleri neredeyse dünyanın hiçbir ye­rinde yok. Çağdaş restoranlar sözde bir sosyalleşme mekanı olduklarını sürekli yineleyip dursalar da, sosyalleşmenin yalnızca kötü bir taklidini sunmakla yetiniyorlar. Akşamlarını restoranda geçiren insanların sayısı düşünüldüğünde, bu tür yerlerin adımızın bile bir öneminin olmadığı o soğuk ıssızlık duygusundan kaçıp sığınılan yerler olduğu akla geliyor. Ancak bu yerlerde, içeridekile­rin birbirleriyle tanışmalarını, başkalarına karşı takındıkları şüpheci tavırdan kurtulmalarını, kendilerini sürekli içine hap­settikleri klanlardan dışarı çıkmalarını, kalplerini açmalarını ve başkalarıyla gizli kırılganlıklarını paylaşabilmelerini sağlayacak düzenli bir organizasyon yoktur. Önemli olan, bu tür bir orga­nizasyonun varlığı da değildir zaten; sürekli yemeğe ya da de­kora vurgu yapılır, insanların duygularını geliştirip birbirleriyle paylaşabilecekleri koşulları yaratma becerisinden hiç ama hiç söz edilmez. Bir restoranda, evdekinden farksız olarak yemeğin kendisi -dana etinin pişmişliği ya da kabağın yumuşaklığı- asıl sohbet konusu haline gelmişse, hayatımızda bir şeyler kesinlikle yanlış gidiyor demektir. Restoranların düzenli müşterileri, restoranlardan genellikle geldikleri gibi çıkarlar; yaşadıkları bu deneyim onlara yalnızca var olan kabile ayrımlarının bir kez daha ne kadar geçerli olduğunu gösterir.­Ayinlerin yararlarından ve çağdaş yemek yeme
Kitap Alıntısı
Topluluk organizasyonlarında en ince ayrıntısına kadar düzenlenmiş bir etkinlik programından yararlanmak, bir grup insanı birbirleriyle kaynaşmaları için öylece kendi kendile­rine bırakmaktan her zaman daha iyi sonuç verir.
Kitap Alıntısı
Ayin, bize aynı zamanda modern dünyaya özgü kimi çatlakları onarmak için kullanabileceğimiz birkaç düşünce de verir. Bu düşüncelerin ilkinde, insanların grup kavramıyla ilgili heyecan duymalarını sağlayacak çekicilikte bir yer bulup onları oraya yönlendirme projesi yer alır. Böyle bir yerde toplanma da­veti, insanları korkuyla örülmüş, artık alışılmış olan bencillikle­rini bir süreliğine askıya alıp topluluk ruhunu neşe içinde benimsemeye ikna edebilir. Modern topluluk merkezlerinin bir­ çoğunda böyle bir şeyin yaşanması pek de mümkün görünmü­yor; çünkü bu tür merkezlerin görüntüsünde, topluluk olarak yapılan herhangi bir şeye katılmayı önermeyen, bu tavırlarıyla da kendi varlık nedenleriyle çelişen bir hava egemen.
Kitap Alıntısı