Örneğin, Nizam Bey her Cumartesi akşamı arkadaşlarıyla buluşup
kafa çekmeye alışmış biri olsun. Nilüfer Hanım ise, her Cumartesi
akşamını amca, dayı, hala ve teyzelerinin de katıldığı geniş aile
toplantısında geçirmeye alışmış biri. Bu kişilerin evliliklerinin sağlıklı
bir çizgide yol alabilmesi için, eşlerin birbiriyle konuşarak, Cumartesi akşamı konusundaki beklentilerini açıklığa kavuşturmaları gerekir.
Belki de, bu konuda içtenlikle kabullenebilecekleri bir uzlaşmaya
varacaklardır.
Nizam Bey, evlenmeden önceki davranışlarını sürdürürse, karısına,
--Sen benim yaşamımda yoksun!-- mesajını, bilmeden, istemeden
verir. Öte yandan, Nilüfer Hanım kocasını Cumartesi akşamları
kendi aile toplantısına götürmekte ısrar ederse, bilmeden kocasına,
--Benim daha önceki kurduğum düzene ayak uydurduğun, benim
aileme ilgi gösterdiğin sürece, seni sever ve sayarım!-- mesajını verir.Eşlerin, belirli bir ilişki içine girmiş olduklarını, birbirlerinin düşünüş
ve beklentilerini hesaba katarak davranmaları gerektiğini görebilmeleri
gerekir. --Ben kendi bildiğimi yaparım, o da kendi bildiğini yapsın--
anlayışı, iletişimin temel varsayımına aykırı düşer. Evlilik
ilişkisi içinde her bir eşin davranışı, diğeri için mutlaka bir mesaj
niteliği taşır; bu nedenle, mesajı veren kişi, mesajın sorumluluğunun
bilincinde olmalıdır. Aksi halde, daha önce sözü edilen --iletişim kazaları--
ortaya çıkar.