Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
Toplumsal olguların belirli yasalara uyduğu dok­trini, önde gelen tarihsel kişilerin kişisel özelliklerinin etkisini hiçe indirgediği sürece kaderci yaklaşımı haklı çı­karıyordu. Ve yeni akıma mensup tarihçiler, XVIII. yüzyıl düşünür ve tarihçileri gibi insan doğası'nı, ta­rihsel hareketin tüm genel nedenleri'nin kendisinden çıktığı ve kendisine bağımlı olduğu en yüksek merci saydıkları için, bu yaklaşımın etkisi büsbütün güç ka­zanıyordu. Fransız Devrimi, tarihsel olayların sadece insanların bilinçli eylemlerince belirlenmediğini gös­terince, Mignet, Guizot ve aynı akıma mensup öteki tarihçiler, aklın denetimini çoğu kez reddeden tutku­lar'ın etkisini öne çıkardılar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sainte - Beuve, Mignet'in tarih anlayışını Bossuet'inki ile karşılaştırdı. Bossuet, tarihsel olayla­rın meydana gelmesine yol açan gücün yukarıdan in­diğini, olayların Tanrı'nın iradesini ifade ettiklerini be­lirtiyordu. Mignet ise bu gücü,tarihsel olaylardaki insan tutkularında arıyordu. Fakat her ikisi de tarihi, koşullar ne olursa olsun, başka türlü olamayacak bir olgular zinciri olarak görüyordu; her ikisi de kaderciydi.
Bu toplumbilim incelemesinde, bütün toplumların e§itsiz oldukları öncülüyle ba§layarak, e§itlikçi kurum ve ideallere önayak olan belli tarihsel deği§meleri saptadım. E§itliğin artması, onsekizinci yüzyıldan itibaren Batı toplumlarında yurtta§lığın geli§mesiyle ortaya çıkan toplumsal katı­lım kavramının yaygtnla§masıyla bağlantılıdır. Modern zamanlarda bir öğreti olarak yurtta§lık, aristokrasinin ayrıcalıklarına kar§ı burjuvazinin toplumda daha fazla temsiliyet istemesiyle ba§lar. Yasal yurtta§lığın hedef­leri sınırlıdır; esas olarak bireyi keyfi yasal kısıtlamalardan kurtarmayı amaçlar. Yasal yurtta§lık, fırsatların yaygınla§masıyla, yani meslekler ve kamu yönetiminin yeterli eğitime sahip herkese açık olmasıyla bağıntılıy­dı. Şartlarda e§itliğin sağlanmasını hedefleyen hareketse, kentli ݧÇİ sınıfı­nın , burjuva demokrasisinin kurumlarını kullanarak kapitalist ekonomide belli düzenlemeler yapmaya yönelik geni§ siyasal programının bir parçasıy­dı. Toplumsal yurtta§lık, yasama yoluyla kapitalizmde reform yapmaya çalı§tı. Herkese temel eğitim, sağlık hizmeti ve sosyal güvenlik sağlanma­sında kaydedilen kademeli geli§me, §artlarda e§itliği gerçekle§tirmeye yöne­lik mütevazı bir giri§imdi. Sava§ sonrası dönemde refah devletinin geli§­mesi, 1870'lerde çıkarılmaya ba§lanmı§ sosyal yasaların bir uzanımıydı. Sosyal güvenlik ve sosyal sigortayla ilgili reformİst yasaların sonuçtaki etkisi, sermaye ile emek arasındaki parasal ili§kinin doğasını deği§tirmek olmu§tu. Asgari ücret, çalı§ma saatleri, yeti§kinlerin istihdamı, çalı§ma ko§ulları, ݧ güvenliği ve ݧ kazalarında tazminat gibi konularda çıkartılan yasalar -özellikle de uygulamada- asla tam anlamıyla ba§arılı olamadı; ama emek piyasasında salt bir meta konumunda olan çalı§anların savun­masızlığını bir ölçüde giderdi.
R. H. Tawney gibi toplum felsefecileri için itici gücün e§itlik sorunu kar§ısında duyulan ahlaki yükümlülük ol­masına kar§ın, modem toplumbilimcilerin e§itliği ve hak gözetme duygu­muzu açıklamayı önemli bir mesele saymamaları ilginçtir. Toplumbilimciler e§itsizliğin doğasını ele alırken, modern toplumlarda e§itlik ile e§itlikçi ideallerin nasıl ortaya çıktığını açıklamayı ba§aramamı§lardır genelde.
Toplumbilimciler e§itsizliği değerler­den bağımsız bir biçimde ele almı§ olsalar da, konunun ahlak tartı§maları ve toplum politikasıyla bağıntılı olmasından ötürü e§itsizlik üzerinde yoğunla§mı§lardır.