Ares ares

Ares ares
@Ates8
Bilim, kendimizi ve başkalarını kandırmamanın en gerçek yoludur.
266 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
Ricardo böylel ikle, bugün bile serbest ticaret teorisinin özünü oluşturan karşıl ıklı üstünlükler teorisini ortaya koydu. Ricardo' dan önce dış ticaretin sadece bir ülke bir şeyi ticaret ortağından daha ucuıza yapabildiğinde anlam taşıdığı düşünülürdü. Sağduyuya dayaman bu gözlemi zekice tersine çevriren Ricardo; bir ülke her şeyi diğerinden daha ucuza üretebilse bile, iki ülkenin kendi aralarıında ticaret yapmalarının anlamsız olmayacağım ileri sürdü. Bu ülke her malın üretiminde diğerinden daha etkin olmasına karşın , ticaret ortağına kıyasla maliyet avantajının en yüksek olduğu alanlarda uzmanlaşarak ticaretten yine de kazançlı çıkabilirdi . Tersine, ticaret ortağına kıyasla diğer ülke hiçbir ürünün üretiminde maliyet avantajına sahip olmasa da, eğer en az maliyet dezavantajına sahip olduğu ürünlerde uzmanlaşırsa o da ticaretten kazançlı çıkabilirdi . Bu teori ile Ricardö 1 9 . yüzyılın serbest ticaretçilerine, serbest ticaretin her ülkeye yarar sağladığını ileri sürmeleri için basit fakat güçlü bir araç sağlamıştır. Ricardo'nun teorisi kendi dar sınırları içinde bütünüyle doğrudur. Karşılaştırmalı üstüklükler teorisi haklı olarak mevcut teknoloji düzeyini veri kabul etmekte ve ülkelerin nisbeten daha rekabetçi oldukları alanlarda uzmanlaşmalarının kendileri içiın daha iyi olacağını söylemektedir. Kimse bu görüşe karşı çıkamaz. Fakat bir ülke başka birkaç ülkenin yapabildiği daha zor şeyleri yapabilmek ve ekonomisini geliştirmek amacıyla dalha ileri teknolojileri elde etmek istediğinde Ricardo'nun teorisi işe yaramaz. Yeni teknolojilerin absorbe edilmesi zaman ve tecrüibe gerektirir. Dolayısıyla teknolojisi geri olan üreticiler bu öğrenme döneminde dış rekabete karşı korunmaya ihtiyaç duyarlar. Bu tür bir koruma, ülke daha iyi ve daha ucuz ürünleri ithal etme
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Adam Smith, Walpole'un politikalarının devrinin geçtiğinin farkındaydı. Bu politikalar olmaksızın pek çok İngiliz sanayi dalı , kendilerinden üstün yabancı rakiplerini yakalama şansı elde edemeden önce silinmiş olacaklardı. Fakat İngiliz sanayileri uluslararası düzeyde birkez rekabet gücü kazanınca; korumacılık, eskiye kıyasla daha az gerekli hatta rakipleri de korumacılığa sevk eden bir noktaya geldi . Smith'in gözlemlediği gibi, artık korunmaya ihtiyaç duymayan endüstrilerin korunması, bunların eski dinamizmlerini ve etkinlik düzeylerini yitirmelerine yol açıyordu . Dolayısıyla serbest ticareti benimsemek şimdi gittikçe artan ölçüde İngiltere'nin menfaatineydi. Bununla birlikte Smith kendi zamanının ötesindeydi. Görüşleri hakikaten etkili olmadan önce başka bir kuşağın daha geçmesi gerekiyordu ve Ulusların Zenginliği'nin yayımından 84 yıl sonrasına kadar İngiltere gerçek anlamda bir serbest ticaret ülkesi olmadı. Ulusların Zenginliği'nin yayınından kırk yıl sonrasında 1 8 1 5 'teki Napolyon Savaşları'nın sonuna kadar, Belçika ve İsviçre gibi ülkelerin liderliği elde tuttukları birkaç alan dışındaki tüm alanlarda teknolojik liderliğe sahip olan İngiliz sanayicileri , dünyada güçlü biçimde yer edinmişlerdi . İngiliz imalatçılar serbest ticaretin artık kendi menfaatlerine uygun olduğunu kavradılar ve bunu savunmaya giriştiler (daha önce söylediğim gibi kendilerine uygun olduğunda tic�eti sınırlamaktan doğal olarak memnunlardı.
1721 de İngiltere’nin ilk başbakanı olan Robert Walpole,sömürgelerde yaşayanların birincil emtiaların üretimine saplanıp kalmalarını ve hiçbir zaman İngiliz sömürgecilere rakip olamamalarını tümüyle teminat altına almak istiyordu. Dolayısıyla, sömürgelerde yaşayanlar en karlı 'ileri teknoloji' sanayilerini İngiltere'nin ellerine terk etmeye zorlandılar. Bu d_urum İngiltere'ye dünyanın gelişme sürecinin en ileri safhasında bulunmaktan kaynaklanan yararların tadını çıkarma garantisi veriyordu.
hükümetlerce ihraç ürünleri kalite standartları konulması** gibi , 1 950'lerde Japon politika yapıcıları tarafından icat edildiğine inanılan politikalar (ben de öyle olduklarını sanıyordum) , gerçekte daha erken dönemlerdeki İngiliz buluşlarıdır.16 Walpole'un korumacı politikaları , İngiliz imalat sanayicilerinin Kıta Avrupasındaki rakiplerini yakalamalarına ve nihayetinde hızlanıp önlerine geçmelerine yardım ederek, sonraki yüzyılda yürürlükte kaldı . İngiltere 1 9 . yüzyılın ortasına kadar hayli korumacı bir ülkeydi . 1 820 'de İngiltere'nin sınai mallar ithalatında ortalama gümrük tarife oranı, Alçak Ülkeler' deki % 6-8 , Almanya ve İsviçre' deki % 8- 1 2 ve Fransa'daki % 20'ye kıyasla % 45- 55'ti . '7 Bununla birlikte gumrük tarifeleri İngiliz ticaret politikasının cephaneliğindeki tek silah değildi . İş sömürgelerine geldiğinde İngiltere, gelişmesini istemediği ileri sınai faaliyetlere doğrudan yasak koymaktan memnundu. Walpole, Amerikalıları yüksek katma değerli çelik ürünleri yerine düşük katma değerli pik ve çubuk demir üretiminde uzmanlaşmaya zorlayarak, yeni çelik kesme ve haddeleme fabrikalarının inşasını yasaklamıştır. İngiltere iç ve dış pazarlarda kendi ürünleriyle rekabet eden sömürgelerinden İngiltere 'ye ve başka ülkelere ihracatı da yasaklamıştır. O Zamanlar kendi ürettiğinden daha üstün olan Hintli pamuklu tekstil ürünlerinin ('calicoes') İngiltere'ye ithalatını yasaklamıştır. 1699'da İrlanda'nın yünlü kumaş endüstrisini yok ederek ve Amerika'daki yünlü imalatının ortaya çıkışını baskı altına alarak, sömürgelerinden üçüncü ülkelere yünlü giyim eşyası ihracatım yasaklamıştır
Robert Walpole 1721 ' de İngiltere’de başbakan olmuştur. Başbakan olunca Walpole İngiliz sanayi ve ticaret politikalarının odağını ciddi biçimde farklılaştıran bir politika reformunu uygulamaya soktu . Walpole'dan önce İngiliz hükümetinin politikaları genel olarak sömürgecilik ve Denizlerde Seyir Kanunu (Navigation Act) (Bu kanun İngiltere'yle ticarette tüm malların İngiliz gemileriyle taşınmasını zorunlu kılıyordu.) vasıtasıyla ticareti geliştirmeyi ve devlet gelirlerini artırmayı amaçlıyordu. Yünlü kumaş imalatının özendirilmesi en önemli istisnaydı. Fakat bu bile kısmen, daha çok devlet geliri elde etmek isteğiyle planlanmıştı . Walpole'un 1721 'den sonra uygulamaya soktuğu politikalar; tersine , kasıtlı biçimde imalat sanayilerini özendirmeyi amaçlıyorlardı. Yeni kanunu uygulamaya sokarken kralın parla mentoda yaptığı konuşma aracılığıyla Walpole: "Sınai malların ihracatı ve yabancı hammaddelerin ithalatı kadar hiçbir şeyin kamunun yararına katkı sağlamadığı ortadadır" diyordu. 12 Walpole'un 1 72 1 kanunu esasen İngiliz imalat sanayilerini yabancı rekabetten korumayı, bunları sübvanse etmeyi ve ihracata teşvik etmeyi amaçlıyordu.13 İmalatta kullanılan hammaddeler üzerindeki gümrük vergileri indirilirken, hatta tümüyle kaldırılırken, ithal edilen yabancı sınai mallar üzerindeki gümrük vergileri ciddi ölçüde yükseltildi. Sanayiye dayanan ihracat, sübvansiyonları da içeren bir dizi tedbirle t�şvik edildi. 14 Nihayet, dürüst olmayan imalatçılar İngiliz mallarının yabancı pazarlardaki itibarına zarar vermesin diye sınai malların, özellikle tekstil ürünlerinin kalite kontrollerinin yapılması için düzenlemeler getirildi. 15 Bu politikalar Japonya, Kore ve Tayvan gibi Doğu Asya'nın il. Dünya Savaşı sonrasındaki 'mucize ekonomileri' tarafından aynı ölçüde başarıyla