Kızın saflığı yumruk gibi çarpmıştı suratına. Onu afallatmıştı. İyiyi ve kötüyü bilirdi, ama varoluşsal bir nitelik olarak saflık ve masumiyet, asla aklına gelmemişti. Oysa şimdi, onda, toplamı ebedi hayatı oluşturan iyilik ve temizliğin en üst derecesi olarak kavrıyordu saflığı.
"Demek, talihleri yaver gider erkeklerin erdemini hiç anlamadınız? Bize daha önce kimseyi sevmediklerine, ilk kez aşık olduklarına dair yemin ederken ne kadar yüce gönüllü olduklarını fark etmediniz mi?"
Hayatın içinde değil kendimize inşa ettiğimiz küçük adacıklarda yaşıyoruz, sokağın ve insanın cahil olarak. Bir gün o küçücük adadan çıkıverince bir yabancı gibi kalıyoruz ortada. Konuşamıyor, yalpalıyor, yürümeyi beceremiyoruz. Göz göze geldiğimizde insanlar bize gülümsüyor. Notumuzu veriyorlar hemen: Edebiyatı iyi ama hayat bilgisi pek zayıf.