Svend Brinkmann,kalemi ile ilk kez tanışmış bir okur olarak böyle derin bir felsefe altında kelimelerin insanı defalarca okutmaya meyil vermesi ben de inanılmaz bir haz bıraktı. Kitabı okurken Stoa ahlakına hakim olmama rağmen makaleleri ile tekrar düşünmeyi sağladı. Bu kitapta zaman zaman eleştirim olsa da hakikat ışığında evet bu dediğim hız kültürünün, anı yaşamak altında mutluluğu zorunlu tutmanın,içe bakışın değilde duygu kültürünün yanlışlığını,görev duygusunun aslında önemini,kendinden ödün vermemenin kıymetini,şüphenin önemini,öfkenin hayatın parçası olup,olumlu bir değişim yaratmanı sağlayan duygu olmasını, ayda en az bir kez pikniğe ya da müzeye gidin;) adımları, ayda en az bir roman okumanın hayatımın üzerinde ne kadar az kontrol sahibi olduğunu hatırlattığı vs. daha fazlasını okudukça bulabileceğimiz kısacık ama dolu dolu bir eser. Hem eleştirip hem kabul ettiğim fikirlerle dolu.
Ve son olarak, bu yıl kişisel gelişim kitaplarına ve psikoloji kitaplarına yönelen bir okur olarakta aslında insanları hiçbir şekilde kalıba koymanın şunu ya da bunu oku okuma demenin zahmetini sevmiyorum. İnsan,hayatın içinde kitaplarda bile algıda seçiciliğe gider.Şöyle ki aslında kendini bulduğu kitaplara yönelir. Benim bu kitabı okumamın sebebi ise bu yıl diye başlayan cümlem işte ;)) Keyifle okuyun.