Rönesans, bir kültür hadisesi olmaktan daha çok, kapitalizmle sömürgeciliğin eş zamanda doğmaları hadisesidir. Kapitalizmle sömürgecilik iç içe ve sarmaş dolaş hâldedir. İkisi de kültür planında, gitgide Allah'a karşı kayıtsız bir tavır takınan ferdin güç gösterisinin övülüp yüceltilmesini esas alır. İkisi de hikmetten (bilgelikten) koparılan bilimi, tabiat ve insanlar üzerinde hâkimiyet kurma ihtirasının kölesi yapar.
İçeride fındık bahçeleri, mısırlıklar, çeltiklikler ve kızlara verilmeyen yerler konuşuluyor. Biz de kitaptan “aşkı” okuyoruz. İnsanın zihninde o soru beliriyor: Dünya ve ahiret, zâhir ve bâtın, aşk ve sabır, akıllı kalmak ve delirmek, susmak ve konuşmak arasındaki denge nasıl kurulacak?
Aşk götürebilir bizi sadece
Özlemini çektiğimiz şeylere.
Öyleyse kişide aşkı duyacak güç gerek...
Kendini bütünüyle aşka vermek gerek...
İnsanın dünyası zübde-i âlemdir
Bütün varlıklar özüyle kendisindedir...
İlâhî olanla tohumlandı şu kalbin derûnu...