Batı tipi büyüme ve ona az çok temel oluşturan kültür modelinde halihazırda hayatımızda apaçık görünen şey, insanın parçalanması ve toplumun dağılmasıdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Halbuki Arapçadaki cihat ifadesi, doğrudan savaş anlamına gelmez. O konuda bir başka kelime mevcuttur: Harp. Cihat, Allah yolunda çaba, gayret manası taşır. Kur'ân çok açık ve net bir şekilde şöyle der: Dinde zorlama yoktur, Bakara, 2/256. İslâm'ı bir korkuluk, bir "kılıç dini" yapmak için delil gösterilen bütün ayetler, kesinlikle bağlamlarından koparılmış metinlerdir. Mesela dokuzuncu sure olan Tevbe'nin kılıç ayeti denilen beşinci ayeti, bağlamından koparılarak şu şekilde aktarılır: "Puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün!" Önünden ardından kopartarak tek başına vermek suretiyle benzeri birçok ayet Kur'ân'da rahatça bulunup gösterilebilir. Oysa bağlamına baktığınızda (Yukarıdaki ayetten bir önceki şu ayete bakınca görüleceği gibi Tevbe, 9/4), o kimselerin bir anlaşma yapıldıktan sonra o anlaşmayı daha önce çiğneyenler veya Müslümanları dinlerini ikrar ve inançlarının gereğini yerine getirmekten alıkoymaya yeltenenler oldukları apaçık belirtilir.
Bugün şayet İslâm, geçmişi içinde donup kalmaz da, Jaurès'in (Jores) tabiriyle, ataların ocağına sadık kalmanın o ocağın küllerine sarılmak değil, aksine alevini ilerilere taşımak olduğunu ve bir nehrin ancak denize doğru akmakla kaynağına sadık kalabileceğini hatırlayarak, çağımızın problemlerini Medine Toplumu'nun ruhundan hareketle çözmesini bilirse, işte o zaman sadece Müslümanlar için yepyeni bir ufuk açılmaz, artık pozitivist bilimcilik ve Batılı bireycilikle kısırlaştırılmayan, aksine Medine'nin "Peygamberî Toplumu"nun daha önce yeşerttiği temel değerlerle beslenen bir sosyalizmin de ufku açılır, böylece de o “aşkınlık ve toplum" bütünlüğü bir umut alevi gibi parıldar!