"Kötülüğü iyilikle, nefreti hoşgörüyle karşılayan, intikam almak yerine merhamet etmeyi tercih eden, düşmanı yerine kendisini feda eden, kendisine darbe indireni kurtaran, erdemin zirvesinde diz çöken, insandan çok meleğe benzeyen iyiliksever bir suçlu, merhametli, iyi niyetli, yardımsever, zeki bir kürek mahkûmu."
İncelemeye bu paragrafla giriş yapmak istedim çünkü kitabın kahramanını en iyi anlatan alıntı buydu bana kalırsa. Öncelikle muazzam bir kitap. Yani mutlaka ama mutlaka okunması gereken ve herkesin kütüphanesinde olması gereken bir kitap bence. İki üç yıl önce kısa metnini okumuştum ama şimdi uzun haliyle okudum tekrar hayran kaldım.
İnsanı insan yapan en önemli özellik vicdanımızdır. Bu kitapta da bunu bir kere daha çok güzel bir şekilde anlıyoruz. Kitapta toplumsal adaletsizlikten, sefaletten, eşitsizliklerden, kötükten iyiliğe, karanlıktan aydınlığa bir çok değişim okuyoruz.
Jean Valjean, yaptığı bir hırsızlıkla hayatı bir çıkmaza giriyor karşısına çıkan iyi yürekli bir piskopos sayesinde vicdanını sorguluyor ve hayatı o günden sonra çok daha farklı bir hâl alıyor. Ömrü mücadeleyle, kaçmakla ve kahramanlıklarla dolu harika bir karakter o. Ve yine kitabın sonunda bir kere daha görüyoruz ki yaptığımız tüm iyiliklerde kötülüklerde bize geri döner. Biz ne yaparsak yapalım doğrular hep ortaya çıkar. Ders çıkaracak, öğrenecek çok şey var kitapta.
Kitabın dili de gayet akıcı ve güzel çok kalın olması gözünüzü korkutmasın, tabi ben okurken bileklerim baya ağrıdı onu da demeden edemicem ama sonuna kadar değdi. :) İyi okumalar dilerim.