Peki, kıymetli ebeveynler! Sizlere şunu sormama müsaade edin: Çocuklarınız böyle bir yetiştirme tarzıyla hakikaten de kanatlara sahip olabilir miydi? Veya siz daha en başından, onlar kanat çıkarırken bu kanatları kırıp çocukları kanatsız mı bıraktınız?
Bu gevezelikler çocukların 15-20 yıl boyunca kurbağalar gibi debelendiği yoğun bir bataklığa benziyor. Sonrasında büyükler gençlerin neden kartallar gibi göklerde süzülmediğine, kanatsız kaldıklarına şaşırıyorlar.
Çocukların önünde yapılan kavgaların kabalığından ve aşağılığından bahsetmiyorum bile. Ebeveynler sıklıkla bir-birilerini suçlayarak çocuklara şöyle yönelir:
"Ne biçim bir babanız var, görün çocuklar!"
"Nasıl bir anneniz var, gördünüz mü?"
Ve sonrasında da yeni kabalıklar, yeni hakaretler uydururlar. Örneğin, evde sakince yapılan bir sohbeti ele alalım. Türlü çevreden toplanan dedikodularla yapılan boş, sıkıcı bir gevezelik. Gereksiz şikayetler, fazladan üç kuruş için kurulan zavallı düşler, alacalı bez parçaları ve işteki düşük zamlardan bahsedilen boş bir gevezelik
Çocuklu her aile yanan canlı bir çalıdır. Bizlerse kirli el ve ayaklarımızla kirli elbiseler içinde bu çalıya yaklaşıyoruz! Ebeveynler evde kirli elbiseleriyle yarı çıplak dolaştıklarında sözleri, hareketleri ve çocuklarıyla olan ilişkileri de kirlenmiş oluyor.
Büyük, temiz ve kutsal bir işe kirli ellerinle ve ayaklarınla kalkışma. Temiz iş, temiz eller ister. Büyük işlere büyük bir ciddiyetle hazırlandıktan sonra başla.