Montag nehre baktı. Nehirden gideriz. Eski demiryolu
hattına baktı. Veya şu taraftan gideriz. Veya artık otobanlarda yürürüz; içimizde bir şeyler biriktirmeye zamanımız olacak.
Ve bir gün, içimizde uzun süre kaldıktan sonra, ellerimizden ve
ağızlanmızdan dışan çıkacak. Ve çoğu yanlış, ama tam yeteri
kadan doğru olacak. Bugün yürümeye başlayacağız sadece ve
dünyayı, dünyanın ortalıkta yürüyüp konuşma tarzını, gerçek
görünüşünü göreceğiz. Her şeyi şimdi görmek istiyorum. Ve içime girecek şeylerin hiçbiri ben olmayacak olsa da, bir süre sonra
hepsi içeride bir araya gelecek ve o zaman ben olacak. Şu dış
dünyaya bak, Tannm, Tannm, dışandaki şu dünyaya bak, benim dışımda, yüzümün ötesinde ve ona gerçekten dokunmamın
tek yolu onu nihayet ben olacağı yere koymam, kanımda olması
ve günde bin çarpı on bin kez pompalanarak içimi turlaması.
Onu sımsıkı tutacağım, asla kaçmasın diye. Bir gün dünyaya
sımsıkı tutunacağım. Şimdi bir parmağım üstünde; bu bir başlangıç.