Havva Taghizada

Havva Taghizada
@Avai
Arkadaşın olmadığı zamanlarda kitaplar arkadaşın olsun.
Belki sabahın daha ileriki bir vaktinde, güneş yükselip onları ısıttığında konuşmaya başlarlardı veya sadece hatırladık.lan şeyleri söylerlerdi, orada olduklarına emin olmak için, içlerinde taşıdık.lan şeylerin güvende olduğuna tamamen emin olmak için. Montag sözcüklerin yavaş yavaş kımıldandığını, yavaş yavaş ve içten içe kaynadığını hissediyordu. Sıra ona geldiğinde ne diyebilirdi, böyle bir günde yolculuğu biraz kolaylaştıracak ne sunabilirdi peki? Her şeyin bir mevsimi vardır."' Evet. Yıkmanın zamanı ve inşa etmenin zamanı vardır. Evet. Susmanın zamanı ve konuşmanın zamanı vardır. Evet, bütün bunlar. Ama başka? Başka? Bir şey, bir şey ... Ve nehrin iki yanında, on iki çeşit meyve üreten ve her ay meyve veren bir yaşam ağacı bulunuyordu; Ve ağacın yapraklan uluslara şifa vermek içindi.Montag Evet, öğlene saklayacağım bu, diye düşündü. Öğlene ... Şehre ulaşacağımız zamana.
Sayfa 192 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Eskiden, isa'dan önceki zamanlarda Anka diye aptal, lanet olası bir kuş vardı; her birkaç yüz yılda bir odun yığıp kendini yakardı. İnsan'ın birinci dereceden kuzeni olsa gerekti. Ama kendini her yakışında, küllerinden fırlayıp yeniden doğardı. Görünüşe bakılırsa biz de aynı şeyi tekrar tekrar yapıyoruz ama bizde Anka'nın asla sahip olmadığı lanet olası bir şey var. Lanet olası, aptalca bir şey yaptığımızı biliyoruz. Bin yıldır yaptığımız tüm lanet olası, aptalca şeyleri biliyoruz; bunu bilmeye devam edersek ve hep aklımızda tutarsak, lanet olası cenaze ateşleri yakıp ortalarına atlamayı günün birinde keseceğiz. Her nesilden, hatırlayan birkaç kişiyi daha seçiyoruz.
Sayfa 191 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Montag nehre baktı. Nehirden gideriz. Eski demiryolu hattına baktı. Veya şu taraftan gideriz. Veya artık otobanlarda yürürüz; içimizde bir şeyler biriktirmeye zamanımız olacak. Ve bir gün, içimizde uzun süre kaldıktan sonra, ellerimizden ve ağızlanmızdan dışan çıkacak. Ve çoğu yanlış, ama tam yeteri kadan doğru olacak. Bugün yürümeye başlayacağız sadece ve dünyayı, dünyanın ortalıkta yürüyüp konuşma tarzını, gerçek görünüşünü göreceğiz. Her şeyi şimdi görmek istiyorum. Ve içime girecek şeylerin hiçbiri ben olmayacak olsa da, bir süre sonra hepsi içeride bir araya gelecek ve o zaman ben olacak. Şu dış dünyaya bak, Tannm, Tannm, dışandaki şu dünyaya bak, benim dışımda, yüzümün ötesinde ve ona gerçekten dokunmamın tek yolu onu nihayet ben olacağı yere koymam, kanımda olması ve günde bin çarpı on bin kez pompalanarak içimi turlaması. Onu sımsıkı tutacağım, asla kaçmasın diye. Bir gün dünyaya sımsıkı tutunacağım. Şimdi bir parmağım üstünde; bu bir başlangıç.
Sayfa 189 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Bombalar vahşi bir adalının görünmez olduk.lan için varlığına inanmayabileceği mermiler gibiydi. .. oysa kalp birden parçalanır, vücut ayn hareketlerle yere yığılır ve havaya fışkıran kan serbest bırakılmasına şaşırır ... beyin az sayıda değerli anısını harcar ve şaşkınlık içinde ölür.
Sayfa 186 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
"Dedem öleli yıllar oldu, ama Tanrı aşkına ... kafatasımı açsan, beynimin kıvrımlarında onun büyük parmak izini görürsün. O bana dokundu. Dediğim gibi, o heykeltıraştı. 'Status Quo * adlı Romalıdan nefret ediyorum!' dedi bana. 'Gözlerini mucizelerle doldur, hayatı on saniye sonra ölecekmişsin gibi yaşa,' dedi. 'Dünyayı gör. Yaratılan ve ya fabrikalarda bedeli ödenen herhangi bir rüyadan daha fantastiktir o. Garanti isteme, güvenlik isteme ... öyle bir hayvan hiç olmadı. Olsaydı bile her gün, bütün gün bir ağaçtan baş aşağı sarkan, hayatını uyuyarak geçiren büyük tembel hayvanla akraba olurdu. Bunun canı cehenneme ... ağacı sars ve o büyük tembel hayvanı kıçının üstüne düşür,' dedi."
Sayfa 185 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı